Temcit Pilavı: CHP çatısı altında muhalefet cephesi
Temcit Pilavı: CHP çatısı altında muhalefet cephesi
Temcit pilavı, iftardan kalan pilavın sahurda tekrar ısıtılarak sofraya konmasıdır. Bir kez daha sürekli aynı tartışmaları yapıp duruyoruz. Kılıçdaroğlu’nun işaret edildiği 2023 seçimlerinde gündeme gelen “birleşik muhalefet cephesi” temcit pilavı gibi bir kez daha önümüze getirilip duruyor. Buna solun değil, asıl CHP’nin ihtiyaç duyduğu bir kez daha görülmelidir.
Türkiye sosyalist hareketinin neredeyse bütün tarihine sinen bir tartışmadır, birleşik muhalefet ya da demokrasi cephesi tartışması. Başta her seçim arifesinde ama sadece seçimlerle sınırlı da olmayan bu tartışma, Türkiye solunun özellikle 12 Eylül sonrasında neredeyse gündeminden hiç düşmedi. Düşmemesi hem iyi hem kötü.
Kötü tarafı, solun ve sosyalistlerin ittifak, birlik, ortaklık, cephe kurmada pek maharetli olmadığını gösteriyor. Böyle olmasaydı her dönem farklı adlarla benzer bir tartışma yapılmazdı.
İyi tarafı ise, sosyalist hareketin bugün önündeki en önemli görev olarak bu karanlık ve emek düşmanı rejime karşı güçlü bir mücadele için göstermiş olduğu sağduyulu ve doğru siyaset!
Evet bugün, AKP-MHP’nin ördüğü gerici-faşist iktidar blokuna karşı güçlü bir mücadele hattının örülmesi şart.
Böylesi bir hattın, güçlü bir şekilde kurulmasının yolu ise devrimci bir odağın yaratılmasından geçiyor. Bununla birlikte, Türkiye sosyalist hareketinin görece geri çekilmiş haline son verecek en önemli siyasal hamle için de devrimci bir ortak program etrafında sosyalistlerin bağımsız siyasal odağının şekillenmesi başta gelmektedir.
Biraz daha sade bir anlatımla ifade etmek gerekirse, bir yandan sosyalistlerin toplumsal zeminde siyasal bir güç haline gelmesi diğer yandan gerici-faşist iktidara karşı güçlü bir mücadele odağının şekillenmesi büyük bir ihtiyaçtır.
Ancak her iki görev birbirinin karşısına konmadan bütünlüklü olarak ele alınmak yerine bu bütünlük deyim yerindeyse özde değil sözde dile getirilmektedir. Karanlığa ve faşizme karşı güçlü bir direnç odağının olmazsa olmazı bağımsız bir devrimci siyasal odak gerçeği, yukarıda ifade ettiğimiz ikili görevin bütünlüğünün temel koşuluyken, bu bütünlük ne yazık ki ayrıştırılarak ele alınmaktadır. Sonuç olarak ortaya çıkan ise sol-sosyalist-devrimci bir güç birliği yerine düzen siyasetinin gölgesinde muhalefetin bir parçası olmak, “bugünün en reel siyaseti” olarak vaaz ediliyor. Geriye kalan ise sol siyasetin 40 yıldır yaşadığı halay kırıklığı oluyor.
Sosyalist hareketin kendi makus talihini neden kıramadığı sorusunun yanıtı tam da burada var. Ancak kırk yıldır düzen siyasetinin gölgesinde siyaset yaparak, düzen muhalefetine eklemlenerek edinilen “deneyim” bilince çıkarılmak yerine, ne yazık ki bir kez daha tersinden “eleştiri” konusu haline getiriliyor. “Bağımsız devrimci odak”ı ikame eden “düzen muhalefetiyle birlik”e mesafeli duran sosyalistler, bu kesimler tarafından,........
