menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düzen siyasetinde Mansur Yavaş neyi temsil ediyor?

52 0
12.09.2026

Düzen siyasetinde Mansur Yavaş neyi temsil ediyor?

Siyasi müneccim değiliz. Ancak bir dizi belediye başkanı tutuklanırken, şantaj, tehdit, rüşvet ve kumpasla belediyeler ele geçirilirken, partisine kayyum atanırken Yavaş’ın Erdoğan’dan randevu talep etmesi, bu talebe Erdoğan’ın olumlu yanıt vermesi, Yavaş’ın hangi hesap ve kitap içinde olduğu sorusunu da gündeme getirmek zorunda. Ortada normal olmayan bir durum var!

Düzen siyaseti ile devrimci siyaset arasında hem esastan hem de usulen büyük bir fark olduğu herkes için açık olsa gerek. Devrimci siyaset düzen karşıtıdır: Mevcut sistemi, rejimi, düzeni yıkmayı, en hafifinden değiştirmeyi hedefler. Düzen siyaseti ise düzeni korumayı ya da iyileştirmeyi ifade eder. Kavramları yerli yerinde kullanmak açısından küçük bir notu iliştirerek devam edelim: Düzen karşıtlığıyla karıştırılan bir kavram olarak “düzen dışı” siyaset ise apolitizmi çağrıştırır.

Sosyalistler bu anlamıyla, mevcut siyasal gelişmeleri görmezden gelmez, bu gelişmelere “burjuva sınıfının kendi iç sorunları, bize ne” demezler. Ancak burjuva sınıfının çıkarlarını ve kanatlarını temsil eden burjuva siyasetle aralarına Çin Seddi koyarlar. Ne yazık ki Türkiye sosyalist hareketinin bir dizi unsuru, araya bu mesafe koymayı “siyaset dışında kalma” vehmiyle karşılar, “siyaset yapmayı” düzen muhalefetine destekte bulurlar.

Siyaset, sınıflarla doğrudan ilgili. İşçi sınıfının tersine burjuva sınıfı “bilinçli” bir sınıftır. Kendi medyası, okulları, üniversiteleri, Ar-Ge’leri, think-tank kurumları bulunur. Sanat ve bilim sermaye sınıfının egemenliği altındadır. Bu anlamıyla düzen siyaseti, sermayenin çıkar farklılaşmasına dayanan kesimlerinin temsiliyetiyle kanatlı bir yapıdır. İşçi sınıfı söz konusu olduğunda ise birleşirler. Ülkemizde düzen siyaseti denince, düzenin revizyonunu, devamını ya da restorasyonunu savunan sermaye kesimleri ve partileri anlaşılmak durumunda. Ya da düzen siyasetinde bu kadar çok partinin varlığının altında, toplumsal formasyonda ideolojik evrimin bir sonucu olduğu kadar bu çıkar farklılaşması da yatmaktadır.

Bugün de böyledir. Sermayeyi yenisi, gelenekseli, muhafazakarı, seküleri, İstanbullusu Anadolulusu, KOBİ’si, Tekel’i vb. diye ayırmanın çok ciddi sınırı vardır. Çünkü artık iç içe geçmiş durumdadırlar. Ancak örneğin Yeni Şafak’ın temsil ettiği “faizleri indirin” talebi ile “faizlerden kazanan” yabancı-işbirlikçi sermaye arasındaki “farklılaşmanın” doğrudan AKP içindeki “kanatlara” denk gelmediğini kim söylemez ki?

Temelde şöyle özetlenebilir. En kaba haliyle düzen siyasetinde revizyonist ve restorasyoncu iki kanat........

© Yurtsever