AHBAP’ın Ahbapları
“Devrime ne gerek var, size sivil toplum verelim!” cümlesini en çok da üniversite sırasında duyanların sayısı hiç de az olmasa gerek. Bu şiarın devam ettirilmesi AHBAP örneği ile sekteye uğramayacaktır. Aksine düzenin sivil toplumculuk masalı “ibret-i alemsiz” kalmayacak, masal inandırıcı olsun diye bu örnek kullanılmaya devam edecektir. İnandırmaya çalıştıkları ve var oldukça onsuz yapamayacakları ideolojik girdi, “Düzen değişmez ama iyileşebilir” yanılgısıdır.
AHBAP ve Haluk Levent haberleri tozu dumana katarken, özellikle yandaş medyanın, AKP’li siyasetçilerin tercih ettikleri algı yönetimi, AKP’nin yolsuzlukların üstüne gitmesinden ziyade, AKP karşıtlarına AHBAP üzerinden bir çeşit “Her tür tuzağa düşebilen zavallılar” yakıştırması üzerine kuruldu. AKP’nin yolsuzluklarla derdinin olduğunun bir inandırıcılığı olmamasını AKP’liler AKP karşıtlarından daha iyi bildiklerinden attıkları taşın ürküttükleri kurbağaya değmesinin önüne başkaca bir ulvi amacın geçmesine bizzat izin vermeyerek bu süreci sürdürmekteler. Şu aralar bilgisine başvurdukları “ünlü”lerin adliye koridorlarındaki telaşlı koşuşturmaları ile bakanların orada burada yaptıkları açıklamalarda AHBAP’ı dillerine dolamaya devam etmeleri, bu sürecin “etinden sütünden” daha çok yararlanmayı umduklarını gösteriyor.
İşte bu bakanlardan birinin açıklaması vesilesi ile, meseleyi kahramanlara sığınma ve medet umma tespitlerinden biraz daha öteye taşımak, biraz da gerilerden bir hatırlatma yapmanın tam da sırası. Zira AHBAP ve Haluk Levent vakasının eğer bir özeti olacak ise bu kahramanlar yaratmanın beyhudeliği değil, sivil toplumculuğa teslim olmanın beyhudeliği olmalıdır. Düzenin yarattığı kahramanların birer sonuç ve hemen parlayıp sönen kaderi, sivil toplumculuğun ise sonuçtan ziyade bir neden ve sistematik şekilde topluma şırınga edilen bir düzen içine hapsetme amacını barındırdığı düşünülürse aralarında çok temel farklılıklar olduğu da görülecektir.
Gelelim bakanın........
