Türkiye Avrupa Birliği Genişlemesiyle Hâlâ İlgileniyor mu?
Türkiye Avrupa Birliği Genişlemesiyle Hâlâ İlgileniyor mu?
Ankara Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanındaki stratejik önemini vurgulamaya devam ederken, Brüksel daha ziyade yasa dışı göç penceresinden bakıyor. Dış İlişkilerden sorumlu Komiser Kaja Kallas, Genişlemeden sorumlu Komiser Marta Kos ve Göçten sorumlu Komiser Magnus Brunner Ankara’ya yaptıkları son ziyarette Dışişleri Bakanı Fidan ile görülüyor. (Foto: TC_Disisleri)
Geçtiğimiz ayın başında Almanya ve Fransa’nın Avrupa Birliği’nin genişlemesine ilişkin ortak önerileri basınımızda pek yankı bulmadı. Bunun başlıca nedeni, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından Kiev’in AB üyeliğine başvurması ve kısa süre içinde aday ülke statüsü kazanmasıydı. Ancak AB, bundan sonraki genişleme sürecini nasıl yöneteceği konusunda hâlâ net bir yol haritası oluşturabilmiş değil.
Avrupa Birliği’nin genişlemesi uzun süre Brüksel’in çok başarılı bir dış politika aracı olarak anılmaktaydı. Ancak genişleme şu anda çözümlenmesi gereken bir mesele olarak görülüyor. Daha önce en fazla dokuz yıl aralıklarla yeni üyeler kabul eden Avrupa Birliği, Hırvatistan’ın 2013 yılında üye olmasından sonra on üç yıldır genişlemedi. Bilakis Birleşik Krallığın ayrılmasıyla daraldı dahi diyebiliriz.
Avrupa’nın Güney Doğusunu kapsayan Balkan ülkelerinin hepsi uzun süredir adaylık kapısında bekliyorlar. Bu durum, “genişleme yorgunluğu” kavramının ortaya çıkmasına yol açtı. 2004’teki büyük genişlemeden üye olan Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinin zaman zaman Birlik içinde ortak tutumu zorlayan politikaları, Brüksel’i yeni genişlemeler konusunda daha temkinli davranmaya yöneltti. Bundan dolayı örneğin üyelik müzakerelerinde en ileri safhada bulunan Karadağ bir türlü üye olamadı. Şu anda on ülke aday konumundadır.
Adaylar uzun süredir beklemede
Ülkemizi saymazsak en çok uzun süre bekleyen Kuzey Makedonya yirmi iki yıl önce üyelik başvurusunda bulundu. Kuzey Makedonya önce Yunanistan’ın sonra da Bulgaristan’ın sırasıyla isim ve azınlıklarla ilgili engellemeleri ile karşılaştı. Karadağ da 2008’de üyelik için başvurmuştu ve 2028’de müzakereleri bitirmeyi amaçlıyor. Bu durumda Katılım Antlaşmasının imzalanıp tüm üyelerin onay süreçlerinin tamamlanmasından sonra üyelik 2030’da gerçekleşebilir.
Diğer adaylardan Arnavutluk ve Sırbistan 2009’da üyelik için başvurdular. Bosna – Hersek ise on yıl önce girişimde bulundu. Kosova bile dört yıl önce başvuruda bulundu ama henüz adaylığı kabul edilmedi zira AB içinde beş ülke Kosova’yı tanımıyor.
AB bu ülkelerle zaman zaman Zirveler yapıp bir araya geliyor ve ağızlarına deyim yerindeyse bir parmak bal çalıp bırakıyor.
AB’nin yeni arayışları
AB’nin bu konuda silkinmesi ve yeni arayışlara yönelik çabaları Rusya’nın Ukrayna’yı işgale kalkışması ile gerçekleşti. Ukrayna Moskova’nın bu girişiminden hemen sonra AB’ye üyelik için başvurdu ve bunun bir hafta sonra Gürcistan ve Moldova takip etti. Bu durum AB’yi çıkmaza soktu. Bir yandan Ukrayna’ya yardım etmek istese de üyelik için hiçbir açıdan hazır olmadığını biliyor. Ama buna rağmen bazı fasıllarda müzakerelere geçildi. Mesele elbette siyasi.
Genelde bu gibi açmazlarda Fransa kapsayıcı önerilerde bulunur. Nitekim Belarus ve Rusya dışındaki tüm Avrupa ülkelerini içerecek şekilde 2022’de “Avrupa Siyasi Topluluğu” önerisini ortaya attı. Son toplantısı geçen ay Erivan’da yapılan bu oluşum liderlerin altı ayda bir araya gelmesini sağlamanın ötesinde somut bir işlev kazanabilmiş değildir.
Brüksel genişleme sürecini bilinçli bir şekilde yavaşlattı. 2004 yılındaki genişleme öncesinde adaylara belli bir tarih verilmiş ve ülkeler buna göre çabalarını artırmışlardı. Şimdi Arnavutluk gibi 2030 tarihi için bastıran ülkeler olmasına rağmen Brüksel buna yanaşmamaktadır.
Öte yandan, üyelik koşulları zaman içinde hem artmış hem de ülkeden ülkeye farklılık göstermeye başlamıştır. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel haklar gibi alanlar, diğer müzakere başlıklarında ilerlemenin ön koşulu haline gelmiştir.
Üyelik sürecinde farklı modeller
Bugün Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu tablo daha da karmaşıktır. Bir yandan aday ülke........
