Ev parası biriktiremiyorsak, bir kahve içebilir miyiz?
Gelin bugün birbirimize karşı tamamen dürüst olalım. Şöyle arkamıza yaslanıp, elimizdeki o karton bardak kahveye ya da az önce sipariş verdiğimiz o "bir tık pahalı" yemeğe bakarak konuşalım. Son zamanlarda siz de fark ediyorsunuzdur. Etrafımızdaki herkes, hepimiz, sanki gizli bir anlaşma yapmış gibi küçük lükslerin peşinden koşuyoruz. Zor bir toplantıdan çıkınca hemen o pahalı çikolataya sarılıyoruz, hafta sonu bütçemizi biraz aşan o şık restoranda masa ayırtıyoruz ya da sırf kokusu bizi iyi hissettiriyor diye o tasarım mumu eve getiriyoruz.
Eskiden, yani bizim anne babalarımızın zamanında yetişkin olmanın kuralları çok net yazılmıştı. İşe girerdiniz, dişinizden tırnağınızdan artırır, birikim yapardınız. Önce o çok istenen araba kapının önüne çekilir, sonra da yıllarca sürecek bir borcun altına girilip o tapulu evin anahtarı cebe konurdu. Gelecek, sabrettiğinizde ve emek verdiğinizde size karşılığını veren, planlanabilir bir yatırımdı.
Peki ya şimdi? Bugün o eski usul büyük hayaller, çoğumuz için........
