menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

UMUT HAKKI

20 6
06.02.2026

Bahçeli konuştu. Türkiye bir gün boyunca o cümleleri tartıştı. Daha üzerinden 24 saat geçmeden MHP’li Fethi Yıldız çıktı ve “barış ve kardeşlik komisyonunda umut hakkı üzerinde anlaşıldı mı, anlaşılmadı mı” sorusunu adeta askıda bırakan bir çerçeve çizdi.

Şimdi soralım: Anlaşıldı mı, anlaşılmadı mı?

Bu sorunun cevabını bu ülkede MHP yönetimi ve Meclis Başkanı Kurtulmuş dışında bilen var mı?

Yok.

İşte mesele tam da burada başlıyor.

Türkiye, terörle mücadele tarihinin en ağır başlıklarından birini konuşuyor. “Umut hakkı” gibi teknik ama siyasi karşılığı son derece büyük bir kavram dolaşıma sokuluyor. Fakat ortada net bir metin yok. Açık bir çerçeve yok. Hangi kapsamda, kimler için, hangi şartlarda, hangi anayasal zeminde? Cevap yok.

Ama kavram var.

Bu nasıl bir siyaset tarzıdır?

Devlet ciddiyeti, böyle bir konuda sis üretmek midir? Yoksa açık konuşmak mı?

Bahçeli’nin açıklamaları bir yön çiziyor gibi. Fethi Yıldız’ın sözleri ise o yönün henüz somutlaşmadığını ima ediyor. Kurtulmuş süreci teknik bir komisyon faaliyeti gibi çerçeveliyor. AK Parti cephesinden ise dikkat çekici bir suskunluk var. Muhalefet ise bilgiye değil, tahmine dayalı tepki veriyor.

Sonuç?

Herkes konuşuyor ama kimse neyin konuşulduğunu bilmiyor.

Türkiye daha önce de “barış”, “kardeşlik”, “çözüm” gibi yüksek retorikli kavramların nasıl dolaşıma sokulduğunu gördü. Önce umut pompalanır, sonra detaylar kapalı kapılar ardında şekillenir, toplum ise gelişmeleri sonradan öğrenirdi. O sürecin nasıl bittiğini bu ülke........

© Yeniçağ