menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kalkınmanın anahtarı: DEMOKRASİ…

39 0
yesterday

IMF’nin, gelişmekte olan ve yükselen piyasa ekonomilerinin 2026 yılı ortalama büyüme tahmini yüzde 3,9 iken Temmuz 2026 Dünya Ekonomik Görünüm raporunda yüzde 3,8’e düşürdü. Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini de yüzde 3,4’ten yüzde 2,9’a indirdi. Dünya Bankasının da Türkiye için 2026 büyüme tahmini yüzde 2,8’dir.

Kimse Türkiye’nin orta vadeli programında yüzde 3,8 olan büyüme tahminine bakmıyor, herkesin gözü İMF ve Dünya bankası tahminlerindedir.

Yüzde 2,8 ve 2,9 düzeyindeki büyüme, Türkiye’nin nüfus artışı, istihdam ihtiyacı ve kalkınması için yetersizdir. Kaldı ki düşük büyüme ekonomide düşük yatırım, zayıf verimlilik ve iç talepteki durgunluk beklentisini yansıtmaktadır. Ayrıca “iktisadi ajanların” “yatırım ve üretim kararları”nı da olumsuz etkiler.

2026’da büyümeyi sınırlayan ana nedenler; dezenflasyonist politikalar, iç talepte yavaşlama, enerji ithalat maliyeti, jeopolitik risk ve demokrasi ve hukukun üstünlüğünde Türkiye’nin geri düşmesiyle ortaya çıkan güven kaybıdır.

Zaten demokraside düşüş ve otokrasi, ister istemez yargı bağımsızlığına yansır. Aslolan demokrasidir. Kalkınmanın anahtarı demokrasidir.

Otokraside kalkınma otokratların niyetine, popülizm anlayışına bağlıdır ve fakat en iyi örneklerinde bile diktatörler iyi niyetli de olsa kalkınma devam etmemiştir. İki örnek;

Şili – Pinochet (1973–1998) döneminde piyasa reformları, özelleştirmeler ve dışa açılma gerçekleştirildi; fakat ekonomik performans kesintisiz bir kalkınma başarısı değildi. 1976-1981 döneminde ekonomi yılda ortalama yaklaşık yüzde 7 büyüdü ama 1982’de yüzde -11 ve 1982 yılında yüzde 5 oranında daraldı.

Güney Kore – Park Chung-hee (1961–1979) döneminde GSYH büyüdü ve fakat aynı ölçüde Güney Kore kalkındı demek........

© Yeniçağ