Halk yoksulsa istikrar dikiş tutmaz...
Ekonomik, siyasi ve sosyal göstergeler, son on yılda önceki dönemlerden farklı olarak, demokraside, hukukun üstünlüğünde gerileme ve gelir dağılımında aşırı bozulma şeklinde oldu.
Bu tespitler uluslararası kurumlar ve AB raporlarında sürekli yapılıyor.
Gelir dağılımında bozulma için de Dünya Bankası son noktayı koydu ve 2026 Mart kalkınma raporunda “Türkiye Dünyada gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkeler içindedir.’’ dedi.
Bu şartlar altında, yalnızca para ve maliye politikaları, yaşamakta olduğumuz ekonomik, sosyal ve siyasi istikrar sorunlarını çözmekte yetersiz kalır.
Bu sorunlar içinde gelir dağılımı önemli bir yapısal sorundur.
Gelir dağılımında bozulma, yoksul ve zengin farkını açarak hem sosyal gerilim yaratır, hem siyasette insanlar biat kültürüne mecbur kalır hem de piyasa yapısı bozulur. Bunun içindir ki Türkiye de artık İkili piyasa yapısı oluştu.
Zenginlerin talebi lüks/premium pazarını büyüttü.
Halkın alım gücü düşük olduğu için normal sosyal konutlar daha az, lüks konutlar daha fazla satılıyor. Siyasi bağlantısı olan malum bir firmanın Ömerli de yaptığı 75 metrekare oturum alanı 75 metrekare, üst kat ve bodrum katı olan bir ikiz villa 2 milyon dolara satılıyor. Tamamının satıldığı söyleniyor. Buna karşılık Sarı Gazi’de 100 bin dolar olan daire satışları daha durgun geçiyor.
Devlet hastanelerinde 6 ay sonrasına randevu alabiliyorsun. Buna karşılık özel hastaneler aynı gün müdahale diyor ve fakat bir ameliyat bir milyon liradır. Eğer yoksulun satacak bir evi, bir gayrimenkulü yoksa yaşamak hakkı yok demektir.
Avrupa da hiçbir ülkede Türkiye’de olduğu kadar lüks araba yoktur.
Bir mağazada Santoni İtalyan marka ayakkabı sordum, fiyatı 290 bin lira dediler. 2026 net asgari........
