menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de iklim krizi alarmı

19 0
sunday

Yağmur artık eski yağmur değil. Eskiden gökyüzü insanı ıslatırdı, şimdi cezalandırıyor. Bir zamanlar çocukların cama koşup izlediği o romantik sağanaklar, artık sokak aralarında pusuda bekleyen bir felaket timine dönüştü. Gökyüzü, sanki yıllardır biriktirdiği öfkeyi Türkiye’nin üzerine boca ediyor. Ve biz hâlâ televizyon ekranlarında, suya kapılmış arabaların görüntülerini izlerken klasik cümleyi kuruyoruz: “Yetkililer inceleme başlattı.”

Doğa artık PowerPoint sunumu istemiyor.

Mayıs 2026… Samsun’da yollar nehre döndü, Hatay’da tarım arazileri bir gecede yok oldu, Gaziantep’te çatılar uçtu, Şanlıurfa’da insanlar sel sularına karşı hayat mücadelesi verdi. Bir zamanlar Hollywood felaket filmlerinde gördüğümüz görüntüler, artık mahalle bakkalının güvenlik kamerasında kayıtlı. Meteoroloji verilerine göre sadece nisan ayında tam 148 şiddetli meteorolojik olay yaşandı. Düşünün… Daha baharın başında gökyüzü adeta “fragmanı izlettim, filme hazır olun” diyor.

Eskiden hortum deyince akla Amerika gelirdi. Kovboylar, Kansas ovaları, Dorothy ve uçan evler… Şimdi ise Karadeniz kıyısında çatısı uçan apartmanlar, Akdeniz’de denizin içinden yükselen dev girdaplar var.

Ama mesele sadece hava değil. Gökyüzü tek başına suçlu değil. Çünkü biz yıllardır doğaya karşı organize bir inşaat operasyonu yürütüyoruz. Dere yatağı........

© Yeniçağ