menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KRAL ÇIPLAK AMA GÖRMEK İSTEYENE

29 0
27.02.2026

“Terörsüz Türkiye”adıyla başlatılan, hiç bir pazarlık ve beklenti olmadan teröristlerin silahlarını bırakmasını, örgütün bütün unsurlarıyla kendini lağvetmesini, çatışmasız ve huzurlu bir ortam oluşmasını öngören sürecin, belirlenen çerçeve içinde yürütülmesinde ve sonuç alınmasında gerekli olan çalışmaları yapmak üzere kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çalışmalarını tamamlamış, hazırlanan rapor yaptıkları oylamayla kabul edilmiştir.

Komisyon çalışmaları ve rapordan anlaşılanlar

Komisyonun çalışmalarını, sürecin etkilenmemesi için gizli olarak yürüttüğü, raporda çoğunlukla, bölücü terör başı ve bölücü siyaset yapan siyasi partinin ortaya koyduğu istek ve düşüncelere, açık veya üstü örtülü olarak yer verildiği görülmüştür.

Çalışmaların ve raporun; Terörsüz Türkiye, silah bırakma, örgütün feshi konuları yerine, komisyonun adından anlaşılacağı üzere, sanki ülke içindeki vatandaşlarımızın kardeşçe yaşamadığı, kavgalı ve çatışma içinde olduğu, ülkede demokrasi olmadığı ve barışın tesis edilmesi gerektiği üzerine bina edildiği gibi bir algı yarattığı, doğal olarak böyle bir ortamda yapılan görüşmelerin ve çalışmaların bölücüler tarafından da fırsat olarak kullanıldığı kanaatinin oluştuğu düşünülmüştür.

Sonuçta sürecin, ilan edilen amacından uzaklaşma temayülü gösterdiği, terörist başına yeni tanımlamalar yapılarak yüceltildiği, af demeden dolaylı şekilde teröristlere af getirilmesi için hukuki tedbirlerin tavsiye edildiği, bölücülerin siyasetlerini daha serbest bir şekilde yapmalarına imkân tanıyan bir şekle dönüştüğü intibaı oluşmuştur.

Çalışma sürecinde, komisyon içinden ve dışından, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yapısını dahi değiştirebilecek söylemlerin ve mesajların ortaya konduğu ve bunlara hazırlanan raporda, infial yaratmamak için, “barış”, “kardeşlik”, etnisiteyi ve çok ulusluluğu çağrıştıran “etnik aidiyetler” ifadeleriyle yer verildiği müşahede edilmiştir.

Hazırlanan raporda, bir taraftan birçok konunun doğrudan değil dolaylı ve yumuşak bir üslupla ifade edilerek olası tepkilerin önüne geçilmek istendiği, diğer taraftan da sanki terör ve bölücü siyaset yapanların isteklerinin yerine getirilmesine çalışıldığı algılanmıştır. Çalışmaların ve raporun, sorunun terör değil, Kürt sorunu olduğu, terör örgütünün ve terörden de destek alarak bölücü siyaset yapanların Kürtleri temsil ettiği, isteklerinin yerine getirilmesi halinde “Terörsüz Türkiye” amacına ulaşılacağı anlamı taşıdığı düşünülmüştür.

Rapor, komisyon üyelerinden ikisi tarafından kabul........

© Yeniçağ