menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir iç savaşın dünya klasiği olan romanı

16 0
monday

Az çok mürekkep yalamış ve edebiyata da biraz tutkusu olanlar arasında adını duymayan hemen hemen yoktur. Pek çok kişinin okuduğu, pek çok kişinin de filmini seyrettiği bir klasiktir “Rüzgâr Gibi Geçti” romanı… Bu önemli edebiyat şaheseri Ötüken Neşriyat’ın Modern Klasikler dizisiyle yeniden gündeme taşındı. Mine Toker’in çevirisiyle okurla buluşturulan 2 ciltlik roman tek cilt halinde yayımlandı.

Rüzgâr Gibi Geçti romanı Amerika Birleşik Devletleri tarihinde çok derin izler bırakan İç Savaşın geniş bir öyküsüdür. Ardında bıraktığı derin tesirlerin uzun süre geçmediği zamansız bir başyapıt olan eser; eleştirmenler tarafından yirminci yüzyılın en etkileyici ve sarsıcı romanı olarak tanımlanır.

Yazarı Margaret Mitchell’e Pulitzer Kurgu Ödülü ve roman dalında Amerikan Ulusal Kitap Ödülü kazandırmış olan roman İncil’den sonra en çok okunan yazılı eser olarak tarihe geçmiştir.

Savaş öykülerini dinleyerek büyüyen Margaret Mitchell, 1936’da yayımladığı Rüzgâr Gibi Geçti’de; okuyucuları Amerikan İç Savaşı öncesinde, sırasında ve sonrasında Güney’de bir yolculuğa çıkarır. Bu yolculukta okur kendisini, varlıklı ailelerin yoksullukla mücadeleleri ve savaşın ardında bıraktığı ölüm sessizliği eşliğindeki ıssız harabeler arasında bulur.

Yayınlandığı ilk günden itibaren ABD’de satış rekorları kıran Rüzgâr Gibi Geçti, daha sonra Fransa, Almanya ve İngiltere’de de çok büyük bir ilgi görmüştür. Eser, Hollywood’da aynı adla 1939’da filme alındıktan sonra ise bütün dünyaya yayılan bir üne ulaşmış ve film, dünya sinemalarında aylarca kapalı gişe........

© Yeniçağ