menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İş hukuku ve mali hukuk kıskacında ikale sözleşmeleri

22 0
07.07.2026

İş hukuku ve mali hukuk kıskacında ikale sözleşmeleri

İş sözleşmelerinin tarafların karşılıklı irade beyanlarıyla sonlandırılmasını ifade eden ikale (bozma) sözleşmeleri, sadece iş hukuku doktrinini değil, içerdiği mali taahhütler nedeniyle mali hukuk dünyasını da yakından ilgilendirmektedir.

Özellikle ikale kapsamında ödenen "ikale bedeli", "ek tazminat" veya "paketi" gibi unsurların damga vergisine tabi olup olmadığı, tabi ise hangi oran üzerinden vergilendirileceği hususu, vergi yargısı ile mali idare arasında kronik bir uyuşmazlık alanıdır.

Bugünkü yazımda, ikale sözleşmelerinin damga vergisi karşısındaki hukuki konumu, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın (GİB) güncel yaklaşımı ve bu uyuşmazlıkların şirketlerin %5’lik "Vergiye Uyumlu Mükellef İndirimi" üzerindeki yıkıcı zincirleme etkileri analitik bir perspektifle incelenmektedir.

1. HUKUKİ BİÇİM İLE EKONOMİK ÖZÜN ÇATIŞMASI

Mali hukukta vergiyi doğuran olayın tespiti yapılırken, Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 3. maddesi uyarınca "ekonomik özün önceliği" (substance over form) ilkesi esas alınır. İş hukukunda ise işçiyi koruma ve iş güvencesi tazminatlarının ikamesi amacıyla sıklıkla başvurulan ikale sözleşmeleri, özü itibarıyla bir sözleşmeyi ortadan kaldırma (bozma) iradesi taşır.

Ancak bu sözleşmelerin içerisine eklenen mali taahhütler ve tazminat paketleri, Damga Vergisi Kanunu (DVK) enstrümanları karşısında ciddi bir vergi matrahı doğurmaktadır.

Şirketlerin insan kaynakları ve finans departmanları tarafından bir "operasyonel kolaylık" olarak görülen ikale süreçleri, doğru yönetilmediği takdirde ağır cezai tarhiyatların fitilini ateşleyebilmektedir.

2. İKALE SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ ANATOMİSİ VE YARGITAY DOKTRİNİ

İkale (bozma sözleşmesi), Türk Borçlar Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş bir hukuki müessese değildir. Tamamen sözleşme özgürlüğü ilkelerinden neşet eden bu yapı, mevcut bir hukuki ilişkiyi yine tarafların karşılıklı mutabakatı ile ortadan kaldırmayı hedefler.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında (örneğin 10.12.2010 tarihli kararında) açıkça ifade edildiği üzere:

"İşçi ve işveren iradelerinin fesih konusunda birleşmesi, bir taraf feshi niteliğinde değildir... Bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, İş Hukuku'nu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda işçi yararına yorum ilkesi göz önünde bulundurulacaktır."

Bu tanım, ikalenin tek taraflı bir fesih olmadığını, sözleşmeyi ortadan kaldıran yeni ve bağımsız bir hukuki işlem (akdi ilişkiyi sonlandırma mukavelesi) olduğunu tescillemektedir. Mali idare de tam olarak bu noktadan hareketle vergisel tarhiyatlarına yasal dayanak oluşturmaktadır.

3. DAMGA VERGİSİ KANUNU KARŞISINDA İKALE BEDELİ: ÜÇ FARKLI YAKLAŞIM

Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tabloda verginin konusu, "belli bir parayı ihtiva eden" kağıtlar olarak sınırlandırılmıştır. İkale sözleşmesi kapsamında işçiye ödenen ek tazminatların vergilendirilmesinde doktrinde ve uygulamada üç temel iddia karşı karşıya gelmektedir:

A. Verginin Konusuna Girmeme ve........

© YeniBirlik