menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

15 Temmuz sonrası KHK rejimi ve eğitim emekçilerinin tasfiyesi

12 0
17.07.2026

15 Temmuz 2016 darbe girişimi, Türkiye’nin yakın siyasal tarihinde yalnızca başarısız bir askerî kalkışma değil; devletin yeniden yapılandırıldığı, siyasal rejimin dönüştüğü ve toplumsal muhalefetin kapsamlı biçimde tasfiye edildiği tarihsel bir kırılma noktası olarak değerlendirilmektedir. Darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ve bu dönemde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), resmî söylemde darbe girişimiyle bağlantılı yapıların tasfiyesi amacıyla gerekçelendirilmiştir. Ancak birçok akademisyen ve araştırmacıya göre OHAL, yalnızca güvenlik tedbiri değil, siyasal iktidarın devleti ve toplumu kendi siyasal anlayışı doğrultusunda yeniden biçimlendirmesinin temel araçlarından biri hâline gelmiştir. Sürecin ilerleyen aşamalarında; yalnızca darbe girişimiyle ilişkilendirilen kişiler değil, farklı siyasal ve toplumsal kesimler de bu politikaların hedefi olmuştur.

Bu dönemi anlayabilmek için 15 Temmuz öncesindeki siyasal ilişkilere bakmak gerekir. Uzun yıllar boyunca AKP iktidarı ile Fethullah Gülen cemaati arasında kurulan siyasal ve bürokratik ittifak, yargıdan emniyete, eğitimden kamu bürokrasisine kadar birçok alanda ortak bir güç yapısı oluşturmuştur. 15 Temmuz sonrasında yaşanan kopuş ise eski ortaklar arasındaki siyasal mücadelenin açık bir hesaplaşmasına dönüşmüştür. Bununla birlikte tasfiye süreci yalnızca darbe girişimiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerle sınırlı kalmamış; emek, demokrasi, laiklik, insan hakları, barış ve anadilinde eğitim taleplerini savunan sendikalar, akademisyenler ve kamu emekçileri de geniş çaplı ihraçlarla karşı karşıya kalmıştır.

Tasfiyelerin en ağır hissedildiği alanlardan biri eğitim olmuştur. Eğitim yalnızca bilgi aktaran bir kurum değil; aynı zamanda eleştirel düşüncenin, bilimsel........

© Yeni Yaşam