Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme
İkinci Paylaşım Savaşı iki kutuplu dünyayla sonuçlandı. Ekonomik bölgeler ve nüfuz alanları yeniden düzenlendi. Emperyalizm klasik sömürü yöntemlerini terk ederek post kolonyalist yöntemler diye tanımlanan pratikleri gündeme getirdi. Bir nevi efendi köle ilişkisinin yeniden ve yeni biçimde üretilmesini ifade eden yöntemler devreye sokuldu. Kültürel, ekonomik, politik ve askeri bağımlılık ilişkileri derinleştirildi. Aynı zamanda dili, zihinleri ve kimlikleri sömürgeleştiren politikalar devreye sokuldu. Bu adımlarla köle bir ruhun inşa edilmesi ve itaatin sürekli kılınması amaçlandı. Ruhun ve başkaldırının ölümü arzulandı. Fanon bu olguları psikolojik tahribat mekanizmaları olarak değerlendirir. Zihinsel sömürgeleştirme ve varoluşun yıkımı olarak görür. Yeni sömürge halklarının, yerli işbirlikçi sınıfın yaratılarak sürekli kontrol ve denetim altında tutulması arzulandı. İnşa edilen oligarşiler yeni egemenlik ilişkilerini ifade etti.
K. Nkrumah, A. Cabral, İ. Kaypakkaya, M. Çayan sömürgeciliğin yeni biçim alışı ve sömürge devrimciliği üzerine muazzam teorik açılımlar yaptılar. Örgütsel ve pratik müdahalelerde bulundular. Mahir’in emperyalizmin içsel olguya dönüşme tespiti bu süreci
izah eden son derece iyi bir sofistikasyondur. A. Cabral ise yeni sömürgeciliğe karşı kültürel direnişin ve gündelik hayatın örgütlenmesinin önemi üzerinde durur, komisyonlara dayanan demokrasiyi ve halkın öz gücünü esas alır, aydın ve küçük burjuva önderliğin “sınıf intiharı” yapmasını savunur.
Yeni sömürgecilik stratejik olarak halkları çok boyutlu kuşatma ve köleleştirme anlamı taşıyordu. Ho Şi Minh, Vietnam’da örgütlediği direniş savaşını zafere taşıyarak, bu sömürge denklemini kırdı. Ho amca, “Emperyalizmin........
