menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çılgın bir ilkbahar: Prolet-Kult

5 0
previous day

Devrim, ‘değiştirenlerin de değişmesi’yse eğer, yığınsal kültürel dönüşümü gerçekleştiremeyen bir hareketin şansı pek azdır. 1917-21 arasındaki ‘gökkuşağı’ yılları bu konudaki tartışmalı ama cesurca bir harekettir

En azından şimdiye kadarkiler için konuşursak, her devrimin en ciddi iki sorunundan biri, politik öncü ile devrime katılan kitlelerin ilişkisinin nasıl olacağı, yani memleketin hangi karar organlarıyla, nasıl yönetileceği; diğeri ise, eski kültürel hegemonyanın nasıl tasfiye edilip yerine neyin konulacağıdır.

Bu iki sorunun birbirine derinden bağlı olduğunu düşünen gazetemizin yazarlarından Volkan Yaraşır, Rus Avangardizmi / Proleter Kültür Hareketi” kitabında bizi özellikle 1917-1921 arasındaki “gökkuşağı” dönemini tartışmaya çağırıyor. Kitap boyunca, devrim sonrasının zor koşullarında parti ile devletin gitgide iç içe geçerek işçi yönetimlerini ve Sovyetleri zayıflatmasını hüzünle izlerken, Lenin’in de sık sık uyardığı ‘bürokrasi’ tehlikesinin büyümesine tanıklık ediyoruz. Bugünden bakınca, özellikle Kronstadt ayaklanması, Mahnovist hareketin ezilmesi gibi vakalara yaklaşımda kimseye haksızlık etmeden davranmak zor. Ancak bütün bu süreçlerde güç kazanarak doğrudan katılım/yönetim biçimlerini zayıflatan aşırı merkezci eğilimin sonradan temel sorunların kaynağı olduğu kesin.

Kültürel alanda ise işler çok daha çetrefilli. Yani, siz bir ülkede devrim yapıp iktidar oluyorsunuz ama üstünde durduğunuz sosyolojik/kültürel zemin hâlâ eskiye ait. Evet, siz devrime yürürken her adımda yeni bir kültürü inşa ediyorsunuz bir yandan ama nihai olarak eski rejimi politik olarak yıktığınızda ve bütün diğer kurumlar gibi kültür araçlarını da ele geçirdiğinizde, bu “arınma” ve “yeni kuşaklar yaratma” sürecini nasıl yöneteceksiniz? Tarih boyunca bu yöndeki çabalara hep tanık olduk. Çünkü sosyalizm/komünizm, -yaygın ve yanlış anlayışın tersine- teorinin kurucuları tarafından işin başından beri, üretim araçlarını şundan alıp şuna vermek, iktidardan şunu indirip şunu bindirmek işlemi olarak değil, bir uygarlık projesi olarak tasarlanmıştı. Sadece bir iktisadi/siyasi değişiklik değil, topyekûn bir toplumsal dönüşümdü tasarlanan.........

© Yeni Yaşam