Masadan sokağa barış kültürü
Hepimiz daha huzurlu, daha adil ve daha güvenli bir dünyada yaşama arzusu taşırız. Oysa gündelik hayatın ve küresel olayların ritmi, bize sıklıkla çatışmanın, ayrışmanın ve şiddetin gölgelerini yansıtıyor. Bu döngüyü köklü ve kalıcı bir barış kültürünü inşa ederek kırabiliriz
Uzun çalışma ve tartışmalardan sonra hazırlanan‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek ve resmi gazetede yayımlanarak yasalaştı. Gelinen nokta uzun erimli bir sürecin başlangıcı olarak düşünüldüğünde siyaseti ve toplumu önemli görevler bekliyor.
Barış süreçleri, yalnızca masada varılan anlaşmalardan ibaret değildir; Bu noktada siyaset aynı zamanda, uzun yıllar süren çatışma ve ayrılıkların yarattığı toplumsal kırılganlığı onarma sanatıdır. Bir barış sürecinin kalıcılığı ve başarısı, kâğıt üzerindeki metinler kadar, toplumun farklı kesimleri arasında yeniden tesis edilecek olan güvene bağlıdır. Güven, barışın nefes aldığı zemindir. Güvenin ilk adımı şeffaflıktır. Barış görüşmelerinin içeriği, alınan kararlar ve uygulanan politikalar konusunda halka açık, dürüst ve sürekli bilgi akışı sağlanmadığında, yani gizlilik, ister istemez spekülasyonu besler. Toplumu bir arada tutan, geçmişin travmaları değil, ortak bir gelecek hayalidir.........
