menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halep, İran ve çözümsüzlük

30 43
16.01.2026

Birinci çözüm süreci Rojava’ya gömülmüştü. İkinci süreç de Rojava’ya gömülmek isteniyor. İlkinden farklı olarak sadece ‘Süreci buzdolabına kaldırdık’ söylemi söylenmedi henüz. İktidar bir yandan Suriye’de HTŞ iktidarına her türlü desteği verip, SDG’yi bilindik terörist tanımlaması ile kriminalize ederken, öbür yandan ‘Türkün kanı Kürde, Kürdün kanı Türke haramdır’ gibi hamaset söylemlerine devam edip, süreç sürüyor diyorlar. Suriye’de Kürtleri düşmanlaştırıp, içerideki Kürtlerle nasıl barış olacak? Bunun mantığı yok. Üstelik hem iktidar, hem muhalefet ve hatta sol basının bir kısmı, haberleri HTŞ’nin basın organı gibi vermesi, HTŞ’ye Suriye Ordusu, SDG’ye terörist deyip, Suriye Ordusu Halep’te terör operasyonu yapıyor demesi, çözümsüzlüğün yeniden satın alındığını gösteriyor. Yani medya ‘savaş medyası’ rolüne angaje olmakta hiç zorlanmıyor. Bu girdaptan çıkış hâlâ mümkün. Adem-i merkeziyetçi bir Suriye sadece Kürtlere bir gelecek sunmaz. Aksine çok kültürlü Suriye’de bütün halkların kendisini güven içinde hissetmesine neden olur.

Halep’te hesap neydi?

Şam ile SDG arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat metni, Suriye’nin geleceği için bir yol haritası çiziyordu. 1 Nisan 2025 tarihinde, HTŞ ile SDG arasında yapılan antlaşma ise Halep için sorun çözücüydü. Bu antlaşmaya göre SDG, Halep’te Kürtlerin yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye Mahallelerinden çıkacak, geriye asayiş için küçük bir birim oluşturulacak ve onlar bu mahallelerde kalacak, HTŞ yönetimi de bunu garanti edecekti. Geçtiğimiz hafta Şam yönetimi ve İsrail Paris’te görüşüp, bir güvenlik antlaşması imzaladılar. Antlaşmanın yapıldığı gün Türkiye Dışişleri Başkanı Hakan........

© Yeni Yaşam