Çerçeve yasa ve bizi bekleyen tehlike
PKK’nin kendini lağvetmesi ve sembolik olarak silahları yakması, 2.Çözüm Süreci’nin sıçrama noktasıydı. O günden beri ZP ve İYİP gibi ultra ırkçı birkaç çevre dışında bütün kesimler, argüman anlamında süreci destekleyen şeyler söylediler. Tabi siyasi iklim böyle olunca, Kürtler de haliyle kısa sürede devletin bazı adımlar atacağı konusunda umutlandılar. Ne var ki silahların yakılmasının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, iktidar herhangi bir somut adım atmadı. Çıkması beklenen, sorunun çözümüne dayalı Sayın Öcalan’ın ‘kök yasa’, iktidarın ‘çerçeve yasa’ dediği taslak henüz Meclis’e gelmedi ve içeriğine dair de ciddi spekülasyonlar var. Hal ve gidişat böyleyken, bizi neler bekliyor?
İktidarın hazırladığı ve iktidar medyasına sızdırılan ve yalanlanmayan çerçeve yasa taslağı PKK’nin dağ kadrosunun kategorize edilerek, suça bulaşma ve suça bulaşmama ayırımı üzerinden tasnif edileceği ve buna göre hukuki muameleye tabi olacağı yönünde. Bir nevi pişmanlık yasasının güncellenmiş haline benziyor. İktidar bu yasa taslağı ile gündemine sadece silah bırakma ve silahlarını bırakanların durumuna odaklanmış durumda. Elbette bu taslak Meclis’ten geçerse, cezaevlerindeki insanların da özgürlüklerine kavuşmaları sağlanacak. Ne var ki meseleyi buraya kitlemek, Kürt Sorununa hâlâ güvenlikçi yaklaşım dışında bir perspektif sunulmadığına da işaret ediyor. Oysa çıkacağı söylenen yasanın, önümüzdeki sürecin de yol haritasını içermesi gerekiyor. Güvenlikçi yaklaşıma göre zaten sorun kim ceza alacak, kim serbest kalacak noktası halledilince, Kürt Sorunu da çözülmüş olacak mantığına sahip. Öcalan’ın statüsünün belirlenmediği bir noktada........
