ABD- İsrail’in İran’a yönelik saldırganlığına amasız-fakatsız karşı çıkılmalıdır
13-15 Şubat 2026 tarihinde 62’si düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda birçok Avrupalı lider ve bürokrat hem “Yeni Dünya Düzeni”nin hem de Atlantik İttifakı’nın yıkıldığını itiraf etti. Almanya Başbakanı, D.Trump dönemiyle birlikte artık “kurallara dayalı düzen”in yok olduğunu ve “güçlünün kuralları koyduğu eski düzen”inin geri geldiğini söyledi. “Yeni”yi eskinin karşıtı sayan bu bakış açısı, her yeni düzenin, eskinin kökleri ve birikimiyle biçim aldığını göz ardı ederken; “yeni” adı altında sürdürülen düzenin mümkün olmasını sağlayan sömürü ve tahakküm ilişkilerini ve güçlünün “kuralları belirlediği” kapitalist işleyişi manipüle etmeyi amaçlıyordu. D.Trump’la birlikte “orman kanun”larının geri geldiğini iddia etmek, manipülasyondan başka anlama gelmez. “Venezuela’dan başkan kaçırma” tiyatrosundan ve İran’a yönelik saldırıdan sonra da benzer tartışmalar yaşanmaya devam ediyor.
ABD emperyalizminin Siyonist İsrail’le birlikte İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırı ikinci haftasına girdi. ABD, bir süredir, etkisini kaybeden hegemonyasını yeniden tesis etmek ve içinde debelendiği krizi aşmak adına yeni bir konsept devreye sokmuş, “içeride” ve “dışarıda” daha agresif, saldırgan bir politikaya yönelmişti. Emperyalist kapitalist sistemin jandarması pozisyonuyla krizlerden en fazla etkilenen durumunda olan ABD, rakipleri karşısında, mevcut konumunu korumak adına hem ekonomik hem de siyasi hem de askeri alanlarda daha domine edici bir tutum takınmıştı. D. Trump gibi bir emlak tüccarının devlet başkanlığına seçilmesi de bu yönelimin ve ihtiyacın bir sonucu olarak gündeme gelmişti.
ABD’nin İran’a yönelik saldırısı, Münih Güvenlik Konferansı’nda AB’li liderlerin itiraf ettiği üzere, bugüne kadar kapitalistler tarafından dünya halklarına sergilenen “demokrasi........
