Yaşamın gaspı
Rojava’da yaşamı gasp etmeye çalışan saldırganlar, DAİŞ/ IŞİD çeteleri yeniden atakta. Tıpkı Kobanê’de Şengal’de Kürtlere, Ezidilere uyguladıkları katliamları, katliam girişimlerini ABD- Suriye- Türkiye yönetimlerinin desteğinden güç alarak yinelemeye çalışıyorlar. Emperyalist sistemler savaşı körükleyerek bu çeteleri alana sürerek Rojava’da yaşamı özgürleştirmeye kararlı başta kadınların, Rojava halkların özgürlüğünü, birlikte kurmaya çalıştığı yaşamı yok etmeyi hedefliyor.
Ortadoğu’da halkların iradesini yok sayan özgürlüğüne yönelik bu saldırının ve planlamasının ardındaki planlananları, tüm açıklığı ile ana akım TV kanallarında, medyada, şovenizmin yükselen ruhu eşliğinde görmek mümkün. Rojava için faşistlerin planları taraftar basın organları tarafından militarizmin dışavurumu ile ifşa ediliyor. Yaşam üzerinde kurulmaya çalışılan bu saldırılar aklanmaya çalışılırken Ortadoğu’da var olan egemenlerin değil bölge halkının kullandığı petrole ve su varlıklarına işaret ediliyor.
Fırat Nehri üzerindeki Tişrîn Barajı ve çevresine Şam yönetimi tarafından yapılan askeri saldırı girişimleri de barajın defalarca bombalanması da suya hakim olarak bölge halklarını yaşamdan koparma hedefini taşıyor. Su varlıkları ve yeraltı katmanlarında var olan petrol vb. endüstriyalizm kaynaklarını ele geçirmek; Rojava halkının yaşadığı toprakların egemenlerin eline geçmesi demek. Böylece halkların kurmaya çalıştığı kadın özgürlüğünü esas alan ekolojik, özgür yaşam düzeni de yok edilmiş olacak. Patriyarkal sistem Ortadoğu toprakları üzerinden savaşı, katliamı ateşleyerek kendini yeniden inşa etmiş olacak. Yaşam alanlarını, doğal varlıkları; suyu, petrolü, madenleri vd. varoluşları, su........
