Kürt halkının direnişi ve sürecin yeni aşaması
Barış ve demokratik toplum sürecinde önemli ve değerli bir hareketlilik yaşanıyor. Kamuoyu ile paylaşılan bilgilere göre, demokratik bir barışın önünü açacak olan çerçeve yasa taslağının, önümüzdeki günlerde Meclis’e geleceği, Meclis’in de tatile girmeyerek yasal düzenlemeleri yapacağı belirtilmektedir. Söz konusu yasa taslağının sayın Öcalan tarafından da inceleneceği belirtilmiştir.
Bu gelişmeler Sayın Öcalan’ın zorluklara ve engellere rağmen ortaya koyduğu kararlılıkla ve Kürt halkının örgütlü direnişiyle mümkün olabilmiştir. Bu vesileyle daha önce birkaç kez değinilmiş olan bir noktaya, öneminden dolayı bir kez daha değinmek gerekiyor.
Bilindiği gibi, siyasal-sosyal sorunların çözümünde kitlelerin oynayacağı roller belirleyicidir.
O nedenle ihtiyaç duyulan demokratik yasal düzenlemelerin sağlanabilmesi, kitlelerin örgütlü gücünün, etkin ve aktif bir biçimde sürece katılmasıyla, barış ve demokrasi talebinin kitleselleştirilmesiyle mümkündür.
Bu tam olarak ne demektir?
Barış talebinin toplumsallaşması, Kürtlere terörist olarak bakılmaması; Kürtleri öldürmek için değil, haklarını korumak ve savunmak için gerektiğinde sokağa çıkılması; Kürtçe konuştu diye kimsenin saldırıya uğramaması, Kürtçe müzik yapmanın bedelinin ölüm olmaması; bir insan Kürdistan’da doğduğu için her türlü zorbalığın reva görülmemesi demektir.
Sürecin toplumsallaşması demek, Alevilere soykırım uygulamak için değil, soykırımcılara karşı Alevileri desteklemek, hukukunu savunmak için harekete geçmek; cumhuriyetten beri ısrarla sürdürülen düşmanlaştırıcı laik- dinci ayrışmasını aşmak, halklar ve inançlar arası güveni tesis etmek demektir.
Demokrasi talebinin toplumsallaşması, işçinin hakkının........
