menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış ve demokratik sürece dair birkaç nokta

26 0
12.04.2026

Bölgede ve ülkede toplumsal hayat çok yönlü. Mevzuu çok. Ancak sürece bakmak faydalı olacaktır.  İki yıla yaklaşan bir süredir, “barış ve demokratik toplum” süreci tartışılmaktadır.  Bu sürecin yaşanıyor olması ve bazı adımların atılmış bulunması, elbette değerlidir.

Fakat devletin sürece çözümleyici bir tarzda yaklaşmadığı da bir o kadar somut bir gerçekliktir.  Doğal olarak bu durum, bütün toplumun ilgisini çekmekte ve her boyutlarıyla tartışılmaktadır.  Konuyla ilgili olarak akla takılan dört noktaya değinmek gerekli görünmektedir.

Bu anlamda, devletin topluma söylediği iki yalana değinmek gerekiyor. Bu yalanlar, başka bazı sözde argümanlarla birlikte, toplumsal yaşamı zehirlemekte ve sürecin ilerlemesini engellemektedir.

Yalanların birincisi, “toplumun hassasiyetleri” diye anlatılmaktadır. “Süreç neden hızlandırılmıyor, atılması gereken adımlar neden atılmıyor” diye her sorulduğunda, devlet yetkilileri, devletin borazanlığını yapan basın ve sözde yazar çizer takımı, hep bir ağızda, “yoo öyle olmaz, toplumun hassasiyeti var” diye ciyak ciyak bağırmaktadırlar.

Asıl konuya geçmeden bir parantez açalım. Evet, devletin soykırımcı politikalarından dolayı acılar yaşamak zorunda bırakılan halkların hassasiyetleri vardır ve anlamlıdır.  Ancak ölümsüzleşen on binlerce Kürt gencinin ailelerinin ve mahpuslarda tutulan özgür tutsakların, sürgünlerin ve her türlü acıyı yaşamaya mecbur edilmiş milyonlarca Kürt halkının hiç mi hassasiyeti yoktur?  Üstelik bu hassasiyetlerden dolayı bir fatura ödenecekse bunu ödemesi gereken Kürt halkı değil, devlettir.

Parantezi kapatarak devam edebiliriz. “Toplumun hassasiyeti argümanı” sürece doğru........

© Yeni Yaşam