menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taşın ve ruhun hafızası: Bir Bosna günlüğü (2)

44 0
03.07.2026

Ayvazdede Şenlikleri için bir grup MTO talebesiyle çıktığımız Bosna seyahatimize dâir izlenimlerimizi sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

Seyahat yazısını, tefekkür metnine ve çabasına dönüştüren makaleler bunlar. 

Benzersiz bir tad ve lezzet alacağınız metinler. 

Zehra Gündoğdu ve Rumeysa Çetin kardeşlerimizin birlikte kaleme aldıkları bu ikinci makalelerinde Mostar şehri ve köprüsü üzerinden güçlü bir medeniyet okuması yapıyor ve esaslı bir medeniyet tasavvurunun nasıl geliştirilebileceğinin ipuçlarını veriyorlar.

Seyahatimizle ilgili güzel yazılar yazdı diğer talebelerimiz de. Onları da peyderpey paylaşmak istiyorum sizlerle burada.

MTO’da yetişen talebenin kalibresini, çapını, “benzersizliğini” bu nefis makaleler çok güzel ele veriyor.

Dualarınızı, desteklerinizi eksik etmeyin lûtfen. 

Şimdi sizleri Rumeysa ile Zehra kardeşimizin nefis metniyle başbaşa bırakıyorum. Zihin açıcı okumalar ve seyahatler…


GEÇMİŞİN İZİNDE, GELECEĞİN PEŞİNDE: BOSNA-HERSEK

Yıllar önce canlarıyla, mallarıyla ve inançlarıyla bedel ödeyenlerin arkalarında bıraktığı en dilsiz ama en gür sesli şahitlerdir duvarlar. Taş, doğası gereği soğuktur derler; oysa Bosna’da taşlar gözeneklidir, acıyı ve hafızayı içine çeker.

Bugün ne o kurşunu sıkan parmaklar ortadadır ne de göğsünü o kurşunlara siper eden pak kalpler. Lakin her ikisinin de izi, zamanı dondurmuş gibi ilk günkü keskinliğiyle durur karşımızda. Kurşun delikleri taşın kalbine açılmış yaralardır; o yaralardan içeri süzülebilenler, dışarıdaki izlerin arkasında saklanan o asil ve sarsılmaz ruhu görürler.

Önünden sıradan bir sokakmış gibi geçip gittiğimiz o yapılar, aslında mimarinin ötesinde birer sessiz........

© Yeni Şafak