menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emeklilik: Hayal ve istismar

23 1
10.02.2026

Emeklilik milattan önceki dönemlerde bir saray imtiyazı olarak başlamıştır. Saraydan uzaklaştırılması düşünülen yüksek devlet adamları ve hanedan mensupları için bir ikna aracıdır. Böylece sadakat değil ama bir tampon vazifesi yapmıştır.

Sonra bir politika enstrümanı olarak orduya verilen bir hak olmuştur. Devlet bu hakkı ordunun sadakatinin sağlanması ve genişleyen toprakların millileştirilmesi için kullanılmıştır. Yalnız bahsettiğim bu uygulamadan düzenli bir aylık yahut yıllık ödeme anlaşılmamalıdır. Emekli maaşı gibi bir uygulama değil, emeklilik ikramiyesi niteliğindeki bir deneyimdir. Görevden düşen ordu mensuplarına ödül olarak araziler verilmesi şeklinde işletilmiştir. Böylece hem eski ordu mensupları serfleri çalıştırarak geçimlerini sağlayabilmiş hem devlet genişleyen topraklarını sahiplendirmiştir. Halk ancak çıkınını değneğine asmış dolanmış durmuştur.

Asr-ı saadete kadar da uygulamada belirgin bir farklılaşma ortaya çıkmamıştır. Peygamberimiz (Sav) ile beraber ganimetin çerçevesinin çizilerek meşru daireye alınması ve fetihlerin başlamasıyla beytülmal ihdas edilmiştir. Böylece kapsamlı bir toplumsal güvence mekanizması oluşmuştur. Sonraları kurumsallaşma ve siyasi merkezleşme arttıkça Emevi ve Abbasi dönemlerinde sultanın hazinesi ile beytülmal iç içe geçmiştir. En sonunda da toplumsal bir haktan bir hazine kavrayışına dönüşmüştür.

Sistem kuran son Müslüman devlet Osmanlı’da ise beytülmal ahlaki ve hukuki bir referans olarak kullanılmıştır. Yetim malı, kamu malı, gelecek kuşakların hakkı gibi hassasiyetleri tek kavram altında birleştirmek için beytülmale başvurulmuştur. Ancak Osmanlı’nın kurduğu........

© Yeni Şafak