Afrika’da “Türk askeri modeli” yayılacak
Perde arkası bilgilerden yola çıkarak; ABD ve İran’ın neredeyse anlaştığını, taslağın yüzde 80 oluştuğunu kaleme aldığımız o yazının (ABD-İran anlaşma taslağından sızan detaylar, 21 Nisan) üzerinden bir ay geçti. Bu süre zarfında ABD’nin, başarısızlıkla sonuçlanan Hürmüz’deki blokajı kırma girişimine (“Özgürlük Projesi”) şahit olduk. Trump’ın masadan kalkma takatinin kalmadığını gören Tahran o taslaktan da geri adım attı. “Önce Hürmüz’ü açalım, nükleere sonra bakarız” dedi. Bu sırada güvenlik kaynakları; İran’ın, olası bir ABD saldırısına karşı hazırlık yaptığını tespit etmişti. ABD-İran arasında; nihai barış, dondurulmuş kriz ya da savaşın derinleşmesi ihtimalleri masadaydı.
TRUMP KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYOR
Ancak gelinen noktada nihai barış ya da dondurulmuş kriz seçenekleri öne çıkıyor. Bunun nedeni ABD Başkanı Trump’tan gelen pozitif açıklamalar değil. Trump’ın; aralarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bulunduğu liderlerle telekonferans aracılığıyla bir araya gelmesi ve krizi ele alması. Bu toplantıyı iki başlıkta analiz ediyorum: Bir. Trump, Hürmüz ve diğer başlıklarda Körfez’in çekincelerini ortadan kaldırma arayışında. Ayrıca anlaşma için bölge liderlerinin desteğini istiyor. İki. Daha önemlisi… Krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. Trump’ın savaş öncesi perspektifi neydi? İsrail’in güvenliğinin sağlandığı, İsrail- Türkiye- S. Arabistan arasında bir güç dengenin kurulduğu, Arap-İsrail normalleşmesinin merkeze alındığı bir mimari oluşturmak… Böylece Orta Doğu’daki varlığını azaltmak. İran krizi, bu ana hedefe hizmet etsin istiyor. Trump, toplantı sonrasında “İbrahim Anlaşmaları” talebini yineledi. “Kim bilir, belki İran da katılmak ister!” diyerek.
NETANYAHU O........
