menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devrimi beklemek: İran’ı sıraya koymak

13 0
12.01.2026

Trump ve ABD’nin Maduro operasyonu sonrasında, hedefte kimin ve hangi ülkenin olduğuna dair spekülasyonlar arttı. Bir sonraki adımın Batı Yarım Küre’de olup olmayacağı ile ilgili tartışmalar sürerken Küba ve Kolombiya’nın olası hedefler olarak işaret edilmesi, Monroe doktrininin kararlılıkla sürdürülebileceğine dair bir işaret olarak yorumlandı. Bu spekülasyonlara ek olarak Grönland ile ilgili talep ve tartışmaların gündeme gelmesi, artık iyiden iyiye enerji ve doğal kaynakların kök sebep olduğu bir kaos düzenine geçildiğini gösteriyordu.

Tam bu esnada ekonomik sorunlardan kaynaklı bir dizi gösteriye ev sahipliği yapan İran, Batı Yarım Küre’nin dışındaki ana hedef olarak zikredildi. İran-İsrail gerilimi ve Trump’ın İran’a yönelik tutumu dikkate alındığında, protestoların genişlemesi durumunda İran’ın geleceğine dair soru işaretlerinin artması da kaçınılmaz. Hemen her toplumsal hareketi bir devrim beklentisi ile yorumlama anlayışında olanların İran ile ilgili analizlerini daha iyi bir zemine oturtmaya ihtiyaç var. Hiç kuşku yok ki İran, hem devrim öncesi hem de devrim sonrasındaki dönemde siyasi, sosyolojik ve ekonomik gerekçelerle protestolara sahne olmuş ve uzun süreli toplumsal hareketlere muhatap olmuştur. Fakat bu tür hareketler, önemli ölçüde hedeflerini gerçekleştirememişler ve belirli bir zaman sonra da sönümlenmişlerdir. Özellikle yakın tarihin en uzun erimli toplumsal hareketi olan Yeşil Hareket, Meşhed olayları ve kısa bir süre önce tanık olduğumuz Mahsa Amini protestoları, bazı sosyo-politik etkiler yaratsa da rejimi tehdit edebilecek bir boyuta ulaşamamışlardır. Söz konusu hareketler her ne kadar talepler noktasında farklılaşsa........

© Yeni Şafak