ABD’nin kayıpları
Körfez Savaşı’ndan başlayarak ABD’nin Orta Doğu ağırlıklı olarak başlattığı yıkım harekâtları, bugüne kadar yakalamış olduğu başarıyı bir çırpıda kaybetti. Bugün târihi ehemmiyete sâhip.
Meseleye kitâbın ortasından girelim: ABD İran’da mağlup oldu.
Başa dönelim ve savaşın arifesindeki havayı bir hatırlayalım. Tehditler havada uçuşurken otoriteler iki farklı kulvarda tahmin yürütüyordu. Bâzıları bu savaşın ABD için tam bir felâket olacağını; bu sebeple İsrâil’in zorlamalarına rağmen ABD’nin bu savaştan uzak kalacağını iddia ediyordu. Akılcı düşünen, bunun bir karşılığının da Beyaz Saray’da olduğunu düşünen çevrelerdi bunlar. Trump gibi ayarı bozuk bir liderin varlığına rağmen ABD’nin müesses aklının bu kumarı oynamaktan imtina edeceğini iddia ediyorlardı. Bunun aksine düşünenler de mevcuttu. Doğrusu ben de onlardan biriydim. Trump’ın Amerikan müesses yapılarını ağır bir şekilde tahrip ettiğini, tasfiyelere rağmen mevcûdiyetlerini devâm ettirenler olsa bile sindirildiklerini düşünüyordum. Meydan Hegseth ve Rubio gibilere kalmıştı. Bu arada Netanyahu sık sık ABD’ye gidiyor, Trump’ı baştan çıkarmaya devâm ediyordu. Neticede ok yaydan çıktı. Savaş başladı.
Savaşın seyrine dâir düşünce ve tahminlerim ise zamâna bağlıydı.
Eğer iki hafta direnebilirse ibrenin İran’dan yana büküleceğini iddia etmiştim.
Bu zamân dolduktan sonra iştirak ettiğim bizim Akıl Odası’nda nihâî hükmümü ortaya koydum. ABD’nin bu savaşı her şekilde ve çok katmanlı olarak kaybettiğini açıkça ifâde ettim.
Savaş devâm ederken
iki yan hâdise
yaşandı. Bunlar da kanaatimin kuvvetlenmesine sebebiyet verdi. İlki ABD’nin içinden geldi.
Trump’ı iktidâra taşıyan MAGA Hareketi ikiye ayrıldı.
Bir tarafta siyonist MAGA’cılar; diğer tarafta ise onlara tepki veren siyonizme mesâfeli hattâ karşıt olan MAGA’cılar vardı.........
