menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump, Londra ile teamülleri altüst etti… Avrupa’daki depresyon İngiltere’ye sıçradı…

32 0
17.09.2026

Trump, Londra ile teamülleri altüst etti… Avrupa’daki depresyon İngiltere’ye sıçradı…

Geçtiğimiz hafta, Avrupa ülkelerinin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya ve ABD arasında ekonomik ve askeri bakımdan sıkışıp kalmış hâlinin yarattığı toplumsal fay kırılmalarından bahsetmiştik. On yılı aşkın süredir devam eden savaşın ekonomi ve güvenlik boyutunun yanında, elbette Avrupa için siyasi bir maliyeti de olacaktı. Son yıllarda azımsanamayacak sayıda Avrupa ülkesinde “aşırı sağ partilerin” iktidar olmasıyla birlikte, kıtadaki güç bloğunu temsil eden Almanya ve Fransa’da da durum farklı değil. Alman ve Fransız milliyetçisi, daha korumacı ve Avrupa Birliği karşıtı söylemlerle öne çıkan siyasi partilerin oylarında gözle görülür bir yükseliş söz konusu. Şayet tek başlarına iktidara gelirlerse, İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı aldığı süreci tanımlayan Brexit sürecine benzer şekilde Fransa’da Frexit, Almanya’da Dexit süreçlerinin yaşanmayacağını kimse garanti edemez.

Kıta Avrupa’sından siyasi olarak resmen ve tamamen ayrılan İngiltere ise gerek Ukrayna savaşı gerekse Brexit’ten umduğunu bulamadı. Siyasal istikrarsızlık ve liderlik sorunları İngiltere’nin içeride olduğu kadar küresel konumlanmasında da belirsizliklere neden oldu. Öyle ki 2016’da birlikten ayrılma referandumundan bu yana ülkede 6, AB’den resmen ayrıldığı 2020 yılından bu yana ise 4 başbakan değişti. Ekonomi ve güvenlik politikalarında İngiliz kamuoyunu ve kraliyetini tatmin edemeyen Muhafazakâr ve İşçi Partileri hükümetleri iki seneden fazla sürmedi. Hatta Boris Johnson’dan sonra gelen Liz Truss sadece 49 gün başbakanlık yapabildi.

Brexit sonrası Trans-Atlantik ilişkilerde Avrupa parantezinden kurtulan ve Washington ile daha güçlü ilişkiler tesis etmek isteyen İngiltere’nin bu beklentisi de boşa çıktı. Zira Donald Trump’ın ilk dönemi (2017-2021) ve şu günlerde ikinci senesini sürdüğü ikinci dört yıllık başkanlık döneminde de onunla hiçbir İngiliz hükümetinin yıldızları barışmadı. Kral Charles’ın son Washington ziyareti de bir nevi Trump döneminde iyiden iyiye kopan bu “özel ortaklık” mimarisinin yeniden inşa edilmesi için bir fırsat olarak görüldü.

Ancak öyle anlaşılıyor ki bu yılın Nisan ayında Beyaz Saray’daki özel akşam........

© Yeni Şafak