Pekin’de ABD’den geriye kalan, ‘Tukidides Tuzağı’ndaki tuzak, Türklerdeki ‘Mançuryalı Aday’ kodu…
Pekin’de Çin lideri Jinping tarafından Trump’a söylenen, “Çin ve ABD, ‘Tukidides Tuzağı’nı aşmalıdır” temennisi düz okumaya tabi tutulamaz. Her şeyden önce “etiketliyor” ve önemlidir…
‘Tukidides Tuzağı’ kavramında mevcut hegemon güç ve bir yükselen güç bulunur. Karşılıklı tehdit algısı ve güvensizlik o hale gelir ki, belki çatışmadan yönetilebilecek süreç savaşa evrilir…
İlk tespit, Çin’in kendisini küresel bir platformda ve hegemonun yüzene bakarak nihayet “yükselen güç” olarak tanımlamasıdır. İkincisi, Tukidides Tuzağı’ndaki “casting/oyuncu seçimi”ne göre ABD “hegemon güç”tür ama “hegemon gücün gücü” üzerine bir tarifte bulunmaz. Pekin’in yüzlemediği, hegemon gücün bugünkü halidir…
Düşen bir hegemon güç var ve ülkenin “güç” skalasındaki her kritere sirayet etmiş durumdadır. İran savaşını kazanamadan, hatta kimilerine göre kaybederek Pekin’e inen “Air Force One”da, artık “force” ve “one” olmadığını herkes görüyor, geriye kalan “air”dir, “hava” diyoruz…
Kısaca, Tukidides Tuzağı kavramında çok ve hızlı yükselen Çin var, karşısındaki ise artık “eriyen hegemon güç”tür. Sahaya indirelim; ABD/Trump’ın İran’a saldırmaktan başka şansı/seçeneği yoktu. Saldırmazsa “sistem çökecekti”. Tukidides üzerinden gidersek, “hegemonun imparatorluğu” bitecekti. Nokta. Sonuç değişti mi ayrı bahis, ama ana sebep buydu…
Trump’ın, Çin Devlet Başkanı’na Pekin’deki her etkinlikte yelken indirmesi budur. Bu sefer “medeniyet silmekten” bahsedememesini anlıyoruz…
Çin’in ‘devir teslime’ kadar çatışma istemediğini biliyoruz. Geçiş sürecini yönetmek istiyor. Makûldür. Zaman Pekin’e çalışıyor. Ama hesaplaşma olacak. “If mishandled, the two nations could collide or even come into conflict” diyor Xi, “Yanlış yaklaşımla iki ülke arasında gerginlik yaşanabilir hatta iş çatışmaya bile varabilir”…
Süre tanıyor, avans da diyebiliriz, ABD ara seçimlerine kadar Trump’ı üzmeyecek diye anlıyoruz. Xi’nin Kasım’dan önce Beyaz Saray’a gidecek olması bu........
