menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Amerika, İran’ı vurduktan sonra…

228 190
21.02.2026

Geçtiğimiz perşembe akşamı Washington’dan duyulan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu sözleri, savaş tam tamları çalan yerli ve küresel medya açısından ne ifade ediyor?

Satırların arasından, Türkiye’nin okumasında müzakerelerin hâlâ bir adım önde olduğu, devasa askeri yığınağın da masaya kendi şartlarını dayatan Amerika’nın “baskı” aracı olarak kullanıldığı çekip-çıkarılabilir. Tabii kesif belirsizlik havasının da eşit derecede baskın olduğunu teslim gerekiyor…

***

Cenevre görüşmelerinin hemen ardından İran ve ABD’den gelen açıklamalar bir şeylerin yolunda gittiğine ilişkin herkese ümit verdi. Sonra ton değişti; evet, iyi giden bir şey vardı ama kimse ‘savaşmaktan da kaçmayacaktı’. Aşırı uçlara sündürülmüş müzakere formatı artık şu noktaya evrilmiş halde; ABD bölgeye çok ağır yığınak yapıyor ve resmi ağızlarından da -sık değişen- birtakım takvimler/ültimatomlar veriyor; “on gün içinde, 15 gün içinde, bu hafta sonuna kadar”! Washington, Cenevre’de Tahran’ın önüne koyduğu taleplerinin karşılanmasını bekliyor, bunun arkasına da büyük askeri güç koyuyor…

Yine buraya kadarki süreç, iki ülkenin hem kendi kamuoylarına hem dünyaya “satabilecekleri” bir uzlaşma metni oluşturarak-bu, içi boş demek değil-, savaşa batmadan, Trump prensiplerine uygun olarak dertten sıyrılmaktı. Ancak, evvel paylaştığımız üzere Trump kendini zora sokmaya devam ediyor. ‘Savaş kesin’ diyenlerin, “bu kadar ordu boşa yığılmaz” tezi, kendini gerçekleştiren kehanete dönüşecekmiş görünüyor ama işin doğrusu eğer, “savaşı Başkan da durduramıyor” ise… O kötü…

En sade güncelleme şu olabilir; ortada uzlaşmaya müsait ama herkesin içine........

© Yeni Şafak