Klarnetçisin sen, o keman da nerden çıktı?
Klarnetçisin sen, o keman da nerden çıktı?
Sıcak diye İstanbul’dan kaçtı ve tam da bir şaire yakışacak şekilde daha sıcak bir şehre gitti birkaç aylığına ama nasipse Hüseyin Atlansoy ağabeyi bir dahaki görüşümde, “Netoçka Nezvanova İslami roman türünün ilk örneği olabilir abi” diyerek şaşırtmaya hazırlanıyorum.
Benimki de laf. Şaşırmayacaktır. Sakince dinleyip, ciddi cümleler kurmadan hemen önce yaptığı gibi gözlerini kırpıştıracak ve yaptığı coşkulu vurguyla dünyanın en güzel “evet”i haline gelecek şekilde “evet” diyecektir.
Şunları söyleyerek devam etmeyi planlıyorum konuşmaya.
İnsan, Hüseyin abi, klarnetçi olarak kalmayı reddettiği gün şeytanla anlaşma yapmayı göze alıyor ve şöyle diyor kendisine: Klarnetçi değil, kemancıyım.
İnsan bir kerre yerinden olduğunda artık geriye dönüş zor, zorlu bir mesele haline geliyor. Olduğu klarnetçiyle küsüp olacağı kemancıyla barışınca insan, şeytan el ovuşturup “seni de paketledim işte” diyor.........
