Türkiye’nin ‘iç tehditleri’ ABD için de ‘iç tehdit’ haline geldi.. Erdoğan’ın yaşadıkları, Trump’ın yaşayacakları? Huntington yanlış yazmış! ABD için ‘iç tehdit’ İsrail’dir. TUSAŞ’ta yangın: Sabotaj değil ama yine de korktuk.
Türkiye’nin ‘iç tehditleri’ ABD için de ‘iç tehdit’ haline geldi.. Erdoğan’ın yaşadıkları, Trump’ın yaşayacakları? Huntington yanlış yazmış! ABD için ‘iç tehdit’ İsrail’dir. TUSAŞ’ta yangın: Sabotaj değil ama yine de korktuk.
ABD, İran’la savaşı uzun süre sürdüremez ve kazanamaz. Her ne kadar bugün, bölgesel ortakları ile iş birliği içinde İran’ı vuruyorsa da, savaşı dolar/altın yatırımlarına göre yürütüyorsa da, İsrail’in güvenlik önceliklerine göre hareket ediyorsa da, bunların hiç birinin gelecek garantisi olmayacak.
İran’ın Hürmüz ve Bab-ul Mendep boğazları üzerinden ABD ve müttefiklerinin ekonomisini hedef alan savaş stratejisi de aynı şekilde sürdürülebilir değil. Bu savaş İran’ı tüketebilir ama ABD’yi çok fena yoracaktır.
BU SAVAŞIN KAZANANI VE KAYBEDENİ, ABD VE İRAN’A BAKARAK ANLAŞILMAZ.
Savaşın kazananı ve kaybedeni ABD ve İran’a bakarak değil, ABD’nin küresel güç alanındaki daralmayı dramatik biçimde artırmasıyla ile ölçülecek. Savaş iki ülke arasında görünse de aslında büyük savaş küresel ölçeklidir ve güç matematiğindeki değişimlerle kendini göstermektedir.
Ama en ciddi sonucunu ABD’nin kendi içinde gösterecektir. Çünkü ABD’yi kendi içinde bir tür “iç tehdit” tanımlamaya zorlayacaktır. “Kimler için savaşıyoruz, kimler için ölüyoruz ve ne kazandık” soruları çok daha yüksek sesle sorulacaktır.
ABD-İSRAİL “TEK DEVLET” Mİ? TÜRKİYE VE RUSYA NİYE İSRAİL’E MESAFE KOYDU?
Nitekim son aylarda özellikle Başkan Yardımcısı JD Vance üzerinden çekingen de olsa dile getirilmeye çalışılan itirazlar, zamanla bir iç sorgulamaya dönüşebilir. Bu da “İsrail için niye savaşıyoruz” sorusunu beraberinde getirebilir. Evet, “ABD-İsrail tek devlet”, “ABD’yi aslında Yahudiler kurdu, onlar yönetiyor” tanımları doğrudur.
Evet bunların tamamı doğru. Ama o kadar büyük bir fırtına birikiyor ki, bu tanımlar yetmeyebilir artık. Türkiye’nin kuruluşu, Sovyetlerin kuruluşu için de benzer şeyler söyleniyordu. Osmanlı’nın yıkılışı, Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler belirleyiciydi.
Türkiye-İsrail ilişkileri sarsılmaz ölçüde güçlüydü. Türkiye de, Rusya da İsrail’e mesafe koydu. Ülkeler kendi kimliklerine döndükçe İsrail’e ve Yahudilere mesafe koyuyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası düzen tamamen onlara çalışıyordu. Ama o düzen artık yıkıldı. Benzer bir değişimi ABD’de de görebiliriz.
İSRAİL YÜZÜNDEN BÜTÜN BU HAYALLER SUYA DÜŞTÜ.
İsrail, son otuz yılda, ABD’yi öyle büyük savaşlara sürükledi ki, bu macera ABD’yi küresel liderlik rolünden etti. Soğuk Savaş’tan hemen sonra “Yeni Amerikan Yüzyılı” kuracaklardı. Bir ABD küresel imparatorluğu için çalışıyorlardı. Güçleri ve paraları vardı. Rakipleri yoktu.
Ama daha iki binlere gelmeden bu hayal söndü. İsrail yüzünden bu hayallerin hepsini kaybettiler. Ayrıca; dünyayı yönetecek paraları, askeri güçleri, ahlaki olgunlukları olmadığı ortaya çıktı. İşte bu sonuç, İsrail aşırı sağının ABD’yi cepheden cepheye sürmesiyle, milletlerin de bu yüzden ABD’ye mesafe koymasıyla oluştu.
BU SEFER DE OLURSA İNTİHAR EDECEKLER…
İsrail şu an yine aynı yöntemi uyguluyor. O fırtınayı 11 Eylül saldırıları ile sağlamıştı. Şimdi........
