Türkiye-İsrail savaşı çoktan başladı. Afrika, D. Akdeniz, Ege’den sonra Adriyatik ve Orta Asya’da. Arnavutluk’ta “İsrail darbesi” mi? Türk askeri üssü ne olacak? İsrail’in bir sonraki hedefi Türk Devletler Teşkilatı’dır. Türkistan bizi üzecek mi?
Türkiye bizim canımız.
Sadece bizim değil,
büyük coğrafyanın da vatanı.
Ona yönelik
dostluklardan büyük sevinç duyarız
. Ona yönelik
düşmanlıklara korkunç öfke duyarız.
Dostlarımızı
başımızın üstünde
tutarız.
Düşmanlığımız da sınırsızdır.
Bu temel
eksenimiz
hiçbir zaman
esnemez
, değişmez.
Tarih buna tanıktır.
İnsan tarihinin en keskin güç kırılmaları
nın yaşandığı, dostlukların ve düşmanlıkların birbirine karıştığı bu dönemde,
kimler Türkiye’nin yanında kimler değil
, çok ince detaylara kadar sorgulayacağız. Çünkü
yeni bir tarih yolculuğu başlarken
, biz yeniden yola çıkmışken,
kimlerle yol yürüyeceğimize
çok dikkatli bakacağız.
BİZ ÇOK AĞIR TRAVMALAR YAŞADIK. DOST-DÜŞMAN ÇİZGİMİZ KALINDIR.
Biz son yüzyılda çok ağır travmalar yaşadık. O kadar da büyük dersler çıkardık. “Bir milletin imhası”, bir vatanın yok edilmesi, suskunlukla içimize gömdüğümüz milyonların soykırımı, büyük coğrafyanın her yerinde ödediğimiz bedeller, ihanetler ve içeriden saldırılar, yüz yıl boyunca kontrol altında tutulma hali, Anadolu’ya hapsedilmeler gibi…
Altı asır sonra bu yaşadıklarımız dost ve düşman tanımlarımızı kalın çizgilerle belirledi. Söylemedik, konuşmadık, ağlamadık ama kendi içimizde o tanım hep oldu. Yeniden tarih yürüyüşüne çıkarken dostlarımızı tek tek aramıza katıyoruz. Düşmanlarımızı da tek tek belirliyoruz, tedbirlerimizi alıyoruz.
DOĞRU CÜMLELERLE KONUŞMA ZAMANI
Doğu Afrika’dan Ortadoğu’nun her bölgesine kadar bu böyle. Balkanlar’dan Orta ve Güney Asya’ya kadar bu böyle. Türkiye’yi “doğru cümlelerle konuşmak” için, belki de siyasi tarihimizin en önemli zamanlarını yaşıyoruz.
Türkiye’yi takdir etmek, bu ülkeye ait olmaktan gurur duyabilmek, son yüz yılda yaşananlardan sonra yeniden başı dik yürümenin hazzını almak, “felaketler coğrafyası” haline getirdikleri bölgemizde “yeni/doğru söz ve iddialar”ı öne çıkarmanın tarih değiştiren gücünü keşfetmek hepimizin boynunun borcudur.
“SOYKIRIMCI CEPHE”YE KARŞI İNSANİ ORTAKLIKLAR KURDUK.
Son yirmi yılda, Güney Asya’dan Doğu Afrika’ya kadar büyük dostluklar ortaklıklar kurduk. Yüzyılların Batı sömürgeciliğine karşı, mazlum milletlerle gönül birliğine gittik. “Soykırımcı” cepheye karşı “insani ortaklıklar”ın öncüsü olduk.
Askeri teknolojide baş dön dürücü bir güç ve hıza ulaştık. Bu teknolojiyi dostlarımızla paylaştık. Onların yaralarını sardık, güçlerini artırdık. Bu bir tahakküm arayışı değil, bir ortaklıktı. “Gelin birlikte yürüyelim” dedik. Soykırım tarihinin korkunç acılarını yaşayan milletler için bir yol önerdik.
Onlarca ülke koşarak geldi. Güzel dostluklar, ortaklıklar kuruldu. Ülkelerin kaynaklarını korumak için askeri varlıkları güçlendirildi. Ve bu devam ediyor, edecek. Yeryüzünün Orta Kuşağı kendine gelecek güçlenecek, büyüyecek,........
