menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kâbe’yi yine biz savunacağız! 107 yıl sonra aynı topraklarda… Mekke ve Medine’ye füze atamazsınız! Bu yeni bir “Kudüs senaryosu”dur.

413 0
08.10.2026

Kâbe’yi yine biz savunacağız! 107 yıl sonra aynı topraklarda… Mekke ve Medine’ye füze atamazsınız! Bu yeni bir “Kudüs senaryosu”dur.

Mekke Savunma İttifakı ilk kurulduğunda, boş bir hayal olarak görüldü. Çünkü, bugüne kadar Arap dünyasında kurulan hiçbir askeri, savunma yapısı başarılı olamamıştı. Suudi Arabistan’ın güven kaygıları için “geçici” bir girişim gibi algılandı. “Bu iş biter ve dağılır” dendi.

Ama öyle değildi. Bu iş de bitmeyecek, ittifak da dağılmayacaktı. Belki de Birinci Dünya Savaşı sonrası, bu devletler kurulduğundan bu yana ilk kez görülmemiş bir tehdit ortaya çıkıyordu. ABD bölgeden parça parça çekiliyor, İsrail saldırganlığı yayılıyordu.

MEKKE VE MEDİNE’YE FÜZE ATAMAZSINIZ! BU YENİ BİR KUDÜS SENARYOSUDUR.

“İsrail-İran çatışma ekseni” bir ülkeyi daha parçalanmanın eşiğine getiriyor, İran kontrolündeki Husi silahlı güçleri, İsrail ile savaşırken birden yönlerini Suudi Arabistan’a çeviriyor, doğrudan Mekke ve Medine’ye füze saldırıları yapabiliyordu.

Gelinen konta S. Arabistan’ın güvenliğinin de ötesine taşmış, İsrail kaynaklı bir plan harekete geçirilmiş, “Mekke ve Medine’ye saldırı yapılabileceği” kanaatini oyunlaştırmaya başlamıştı. Bunun bir adım sonrası, işler tam olgunlaştığında Kâbe ve Mescid-i Nebevi’nin kutsallığını tartışmaya açacaklar, oraya da bir “Kudüs senaryosu” uygulayacaklardı.

Bu yolla amaçlarına ulaşamazlarsa, infial uyandırıcı hareketlere girişeceklerdi. İsrail aşırı sağı ve ABD aşırı sağının nihai hedefi buydu. “Savaşı İslam’ın kalbine taşıma” projesinin varış noktası burasıydı.

HUSİLER DAEŞ’E DÖNDÜ. “MEZHEP SAVAŞI” OLARAK PAZARLAYACAKLARDI.

İşin ne kadar vahim olduğu Husi füzelerinin bu şehirlere yönelmesiyle ortaya çıkmıştı. İsrail’le savaşan bir yapı bir anda dolaylı olarak İsrail’in silahlı gücüne dönüşüyordu. Tıpkı DAEŞ ve diğerleri gibi.

Terör örgütlerinin şartları olgunlaştırmasıyla ülkeler işgal edenler, iç savaşlar çıkaranlar, yeni bir deneme yapıyordu. Bu anlamda Husiler’in üslendiği rolle PKK’nın üslendiği rol ya da DAEŞ’in üslendiği rol aynıydı.

Bunun dışında Irak’tan, Sudan’dan, Libya’dan sonra bir ülkeyi daha parçalamak için harekete geçiyorlardı. İran-Suud........

© Yeni Şafak