Babalar ve oğullar
Kudretli devlet adamları yollarını kendileri seçmiştir, oğullar yola mahkûmdur. Babalar kendi yollarında yürür; oğullara ise, şair Ahmet Erhan’ın dizeleriyle, “Eve hep geç saatlerde gelen babaların ayak izlerinden yükselen buğu / Bir toprağın, dalına dokunamadığı yerde büyüyen boşluk” ile yol çizilmiştir.
Padişahların şehzadeleri kadar, modern ve demokratik zamanlarda kudretli devlet başkanlarının oğulları da cılız omuzlarında devasa yüklerle doğar, öyle büyürler. Dışarıdan görünen yanıltıcıdır: Korumalar, zırhlı araçlar, kameralar, mikrofonlar, şöhret, itibar… İçerde ise tam bir tutsaklık hissi vardır: Ölüm tehditleri, suikast girişimleri, hakaretler, baskılar, linçler, her an göz önünde olmanın verdiği o büyük ağırlık, bütün aileye paratoner vazifesi ve babaların tersine kendi iradeleri dışında yüklenmiş ağır misyonlar… Babalar kendi hayatlarını yaşar, oğullar altın kafeste kanatsız kuş gibidir. Yüreklerinde fırtınalar kopar, zihinlerinde yaralar açılır, ağırlıktan kemikler kırılır, kan kussalar, kızılcık şerbeti içtim demek zorunda kalırlar. Dimdik, sapasağlam, akıl sağlığını da muhafaza ederek ayakta ve dengede durmak zorundadırlar. Başka da seçenekleri yoktur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, Türkiye’de ve yurtdışında iyi bir eğitim aldı. Açıklamalarından, yaşantısından ve meşguliyetlerinden anlıyoruz ki,........
