Bu oyunu ancak ‘zor’ bozar…
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, çam, koru falan değil, küllüm koca bir ormanı devirmiş… Nil’den Fırat Nehri’ne uzanan bölgede “İsrail’in Tevrat’a dayalı hakkı olduğunu” iddia ederek, “Hepsini alsalardı iyi olurdu” demiş…
Mike Bey’in söylediklerinin tamamını yazılı, sözlü ve görsel medyamızda ayrıntısıyla izlemişsinizdir ya da her an izleyebilirsiniz… Biz, işin her zaman yaptığımız gibi, o ünlü bakış açısı sistematiğinden içerik ve biçim boyutuyla değil; fenomen ve öz bağlamında bakacak ve bu ‘küstahlığın’ nereden kaynaklanmış olabileceğini tartışmayı tercih edeceğiz.
Bu sütunlarda sık sık değiniriz; Siyasi iletişimin olmazsa olmazlarından biri; Anglosaksonların ‘Political Correctness’ dedikleri, Türkçeye ‘Siyasi Doğruculuk’ diye tercüme edilen davranış kalıbıdır. Bu kalıbı, “Söylediğin her şey doğru olsun; ancak
her doğruyu söyleme!” düsturuyla ifade edilebiliriz…
O ünlü örneği hatırlatmakta yarar olabilir.
Diplomat “Evet!” derse “Belki!” demekmiş de “Belki!” derse “Hayır” demekmiş; “Hayır!” derse de “Diplomat değilmiş…”
Hâl böyleyken, bu Mike Bey ya diplomat değil, ya sınırını haddini bilmez bir küstah ya da kendisini atayan Trump amcasının talimatıyla, ABD’nin bölgedeki gücünü pekiştirmek üzere bilinçli olarak ormanı deviriyor…
Bizce burada üçüncü şık geçerli… Ancak, ikincisi de olayın tuzu biberi…
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından yayınlanmış bir makalede deniyor ki: Hıristiyan siyonizmi, Yahudilerin Tanrı planında önemli bir yere sahip olduğunu ve günümüz İsrail devletini desteklemenin dinî bir vazife olduğunu savunan kolonyalist, teopolitik bir ideolojidir. Bir Hıristiyan siyonist, Tanrı’nın Hz. İbrahim’le yaptığı ahit neticesinde Filistin coğrafyasını Yahudi halkına verdiğine ve Yahudilerin seçilmiş ırk ‘chosen people’ olduğuna inanır.”
Dünyaya yutturulmaya çalışılan işte bu bakış açısıdır…........
