Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi?
Türkiye, "Terörsüz Türkiye" adı verilen süreçte yeni ve kritik bir aşamaya girmiş bulunuyor.
Terörün sona ermesini, silahların susmasını, şehit haberlerinin bitmesini ve anaların gözyaşlarının dinmesini elbette herkes ister. Bu konuda milletimizin ortak bir arzusu vardır.
Fakat bugün artık başka bir soruyu sormanın da zamanı gelmiştir:
Terörsüz Türkiye'ye ulaşırken nasıl bir Türkiye ortaya çıkacak?
Çünkü terörü sona erdirmek başka, terörü sona erdirme sürecinde Türkiye'nin temel yapısını değiştirecek adımlar atmak bambaşka bir meseledir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilerek yasalaşan düzenleme ile süreç yeni bir hukuki zemine taşınmıştır. Ancak daha kanun uygulanmadan, sürecin bundan sonraki aşamalarına ilişkin yeni tartışmalar da gündeme gelmektedir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin son açıklamalarında Abdullah Öcalan'ın sürece katkısının devamını mümkün kılacak şartların oluşturulmasından ve AİHM kararlarının uygulanması başlığından söz edilmesi, bu nedenle dikkatle değerlendirilmelidir.
Burada mesele bir şahıs üzerinden tartışma yürütmek değildir.
Mesele, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hangi ilkeler çerçevesinde hareket edeceğidir.
Bugün "terörsüzlük" adına atılan bir adım, yarın başka siyasi taleplerin önünü açacak bir emsal hâline gelir mi?
Silahların bırakılması ile siyasi taleplerin karşılanması aynı şey midir?
Terör örgütünün tasfiyesi ile örgütün yıllardır savunduğu siyasi hedeflerin meşrulaştırılması arasında nasıl bir sınır çizilecektir?
Bu soruların cevabı açık ve milletin anlayabileceği........
