Aidiyet bilincini yeniden kuşanmak zorundayız
Aidiyet duygusu her toplumun kendi milli ve dini duygularıyla oluşan milli hafızasını teşkil eder ve o toplumun sigortası hükmündedir.
Aidiyet duygusu olmayan hiçbir milletin tarih sahnesinde uzun süre kalması mümkün değildir. Türk milleti asırlardır varlığını devam ettirebiliyorsa, her gittiği yere kendi medeniyet anlayışını götürebildiyse, bunun temel sebebi aidiyet duygusudur.
Defalarca yıkılmış, toprakları işgal edilmiş olmamıza rağmen asla kaybetmediğimiz aidiyet duygusu her fırsatta tekrar ayağa kalkmamıza, yeniden devletler kurmamıza sebebiyet vermiştir.
Osmanlı İmparatorluğu gibi koca bir devletin yıkılmasıyla, topraklarımızın işgal edilmesiyle karşı karşıya kaldığımızda; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün taşıdığı ruh, aidiyet duygusunun zirve halidir. Samsun'a hareket eden Bandırma vapuru içerisindeki arkadaşları dahi kendisi gibi bağımsızlık ruhu taşımamasına rağmen ondaki aidiyet duygusu ve inancı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşunu ve Türk milletinin dirilişini sağlamıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta milletimizin bu duygu ile donanmasının şart olduğunu şu şekilde ifade etmiştir:
"Efendiler, Meclis'in açıldığı ilk günlerde, Meclis'e, içinde bulunduğumuz durum........
