menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kalemtıraş kokusu

7 0
monday

Bazılarının yaşı yetmez… Onlar siyah önlük giyip, beyaz yaka takmamışlardır… O zamanlar çocukların da en az büyükler kadar eşit olduğu ve kurallara uyduğu zamanlardı. Bugün sabahleyin gariptir ama bir kalemtıraş kokusu ile uyandım… Gözlerimin önüne Zonguldak'ta Gazi Ortaokulu'nun üst kısmında yer alan Namık Kemal İlkokulu'ndaki günlerimiz geldi. Okul ahşap iki katlı, bodrumu olan bir yapı idi. 

Yürüdükçe gıcırdayan, ara sıra mazotla silinen ahşap bir zemini olan, yüksek tavanlı; 15-16 kişilik sınıfları olan, bodrumunda öğle yemeklerimizi yediğimiz, Marshall Yardımı süt tozundan üretilen sütleri içtiğimiz, iki kademeli bahçeye sahip bir okuldu. Okula gittiğimiz her sabah sınıfın girişindeki tahta çöp kutusunun önüne dizilir, kalemlerimizi açardık. O zamanki kalemlerin özelliğinden miydi neydi bütün sınıf kalemtıraştan çıkan talaşın kokusuna bürünürdü. Çöp kutusu dolu veya bekleme sırası uzun ise, bunu oturduğumuz yerde yapar, talaşını cebimize doldururduk…

O tahta bina yıkılıp yerine beton bina yapılacağı zaman bizi Mithat Paşa İlkokulu'na taşımışlar, her iki okul bir arada eğitim görmüştük. Sadece bahçelerimiz ayrılmıştı. Bir de yakalarımız… Onlar arkadan iliklenen dikdörtgen yakalar takar, biz önden iliklenen beyaz yakalar kullanırdık. Çok dik bir bayırı vardı. Kışın kar yağdığında zor çıkar, kolay inerdik. Tahta çantalarımızı altımıza kızak yapar, bayırdan aşağı sallanırdık… Ayni binada ve ayni mahallede birlikte oturduğumuz arkadaşlarımız........

© Yeni Mesaj