Yeni anayasa, meşruiyet arayışı ve muhalefetin dizaynı
Türkiye siyaseti, suyun altından yürütülen stratejilerin, kapalı kapılar ardında yapılan hesapların ve kamuoyuna sunulan algı yönetimlerinin tam ortasından geçiyor.
Görünürdeki tartışmaların aksine, iktidar ve muhalefet bloklarında derin bir yeniden yapılanma ve pozisyon alma mücadelesi yaşanıyor.
Cumhur İttifakı'nın uzun vadeli takviminden muhalefet partilerinin iç hesaplaşmalarına kadar uzanan bu süreç, ülkenin yakın gelecekteki siyasi çehresini belirleyecek dinamikleri barındırıyor.
Cumhur İttifakı'nın üç aşamalı takvimi: Süreç, yeni anayasa ve seçim
Cumhur İttifakı'nın ve özelde AK Parti'nin öncelikli hedefi, sanılanın aksine baskın veya çok yakın bir erken seçim kararı almak değil.
Mevcut siyasi aritmetikte iktidarın acele bir seçime ihtiyacı bulunmuyor.
Ankara kulislerinde konuşulan ve pratik adımlarla örülen üç aşamalı net bir takvim söz konusu.
Bu takvimin ilk adımını, "terörsüz Türkiye" başlığıyla İmralı'nın ve Kandil'in talepleriyle şekillenen süreç oluşturuyor.
Her ne kadar vitrinde İmralı ve Kandil gözükse de, esasen bu taleplerin arkasındaki gerçek iradenin ülkemiz üzerinde hesabı olan ABD'nin başını çektiği Batı bloğu olduğunu asla unutmayalım.
Demokratik süreç de denilen bu süreçte, ülkemizin üniter yapısına zarar verecek olan birçok talep de maalesef masada.
İktidar, bu süreci belirli bir noktaya bağlayarak DEM Parti'nin parlamento içerisindeki desteğini konsolide etmeyi amaçlıyor.
Çünkü bir sonraki büyük hedef, ikinci aşama olan yeni anayasa süreci.
Halk desteğinin sandıkta tek başına anayasayı değiştirmeye yetmeyeceğini bilen iktidar, meclis içindeki aritmetiği kendi lehine çevirmek istiyor.
Yeni anayasa hedefine ulaşıldıktan ve sistem tahkim edildikten sonra üçüncü aşama olarak 2028 veya hemen öncesinde bir erken seçim planı devreye sokulacak.
Bu yol haritasıyla hem küresel iradelerin meşruiyet adına talepleri........
