Küresel provokasyonlar ve Avrupa’daki halk isyanları
Avrupa'nın farklı merkezlerinde sokağa dökülen kitlelerin hak arayışlarıyla başlayan süreç, küresel güç dengelerinin ve jeopolitik hesaplaşmaların gölgesinde tehlikeli bir sürece evrilmektedir.
Fransa'da lise öğrencilerinin okullardaki öğretmen yetersizliğini, hijyen eksikliğini ve altyapı sorunlarını dile getirmesiyle patlak veren protestolar; İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan, Arnavutluk, Hollanda ve İngiltere gibi ülkelere hızla sıçramıştır.
Hayat pahalılığı, enflasyon, barınma krizleri ve neoliberal politikaların tetiklediği gelir adaletsizliği, geniş halk kitlelerini, işçileri, kamu çalışanlarını ve öğrencileri haklı bir tepkiyle meydanlara taşımıştır.
Ancak demokratik altyapıya sahip bu ülkelerde anayasal bir hak olan barışçıl gösteriler, kısa süre içinde profesyonel provokatörlerin ve organize grupların devreye girmesiyle masumiyetini yitirmiştir.
Paris ve Milano gibi büyük şehirlerde dünyanın gözü önünde lüks mağazaların yağmalanması, araçların ters çevrilip yakılması, ATM'lerin tahrip edilmesi ve sokakların çatışma alanına dönüştürülmesi, sivil eylemlerin nasıl terörize edildiğini gözler önüne sermektedir.
Başlangıçta sosyal devletin eksikliklerine ve ekonomik adaletsizliğe karşı yükselen bu sesler, birilerinin küresel çıkarları uğruna krize ve kaosa tahvil edilmektedir.
Küresel aktörlerin çıkmazı ve vekalet savaşları stratejisi
Yaşanan bu şiddet olaylarının arkasındaki asıl dinamikler incelendiğinde, ABD ve İsrail eksenli dış politikaların izleri net bir şekilde görülebilmektedir.
........
