menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çerçeve yasa kimin geleceğini inşa ediyor?

28 0
07.08.2026

Türkiye'de 86 milyon vatandaşımızın tamamı terörün bitmesini, kanın durmasını ve geleceğe güvenle bakmayı haklı olarak arzulamaktadır. 

Ancak bir hedefin meşruiyeti, o hedefe ulaşmak için seçilen yöntemin ve atılan adımların risklerini bertaraf etmeye yetmez. 

Son günlerde kamuoyunun gündemine oturan ve MHP lideri Devlet Bahçeli başta olmak üzere yaklaşık 360 milletvekilinin imzalarıyla Meclis Başkanlığı'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" başlıklı çerçeve yasa teklifi, "Terörsüz Türkiye" vizyonu adı altında hayati bir yol ayrımına işaret etmektedir. 

Cuma günü Adalet Komisyonu'na, Pazar günü ise Genel Kurul'a gelmesi planlanan bu jet hızıyla yürütülen yasama takvimi, terörle mücadelenin temel felsefesi ile terörle müzakere arasındaki o ince ama hayati çizgiyi yeniden tartışmaya açmaktadır.

Müzakere odaklı yasal mimari ve "silah bırakma" illüzyonu

Tasarlanan 12-15 maddelik yasal çerçevenin merkezinde, örgüt mensuplarının silah bırakıp Türkiye'ye dönmelerini temin edecek geçici mekanizmalar yer almaktadır. 

Kuzey Irak'taki kamplardan Suriye'ye, yurt dışından cezaevlerindeki örgüt üyelerine kadar binlerce kişiyi kapsayan bu tasarı; Kandil'deki üst düzey kadrodan ve suça doğrudan bulaşmış sınırlı bir kesimden müteşekkil yaklaşık 500 kişilik bir grubu kapsam dışı bırakmaktadır. 

Geriye kalan 8-9 bin civarındaki örgüt üyesi ise kademeli ceza ertelemeleri ve 3 yıl süreyle yeni bir suça karışmama şartıyla meşru siyasete dâhil edilme imkânına kavuşturulmak istenmektedir.

Ancak gözden kaçırılan temel gerçek şudur: Türkiye'deki kaçak silah sirkülasyonu ve sınır ötesindeki belirsizlikler göz önüne alındığında, elindeki lojistik ve ideolojik bağı koparmamış bireylerin "silah bıraktım" beyanı ne derece kalıcı bir güvence sağlayabilir? 

Terör sadece dağda........

© Yeni Mesaj