Muz Cumhuriyeti
Muz Cumhuriyeti tabirini, siyasi açıdan istikrarsız, ekonomisi bağımlı, dış güçlerin ve yabancı şirketlerin kontrolünde olan, yolsuzluğun ve zayıf yönetim yapılarının yaygın görüldüğü ülkeleri tanımlamak için kullanıldığımız küçümseyici bir siyasi terimdir. Bir aşağılama olarak kullanırız ve çoğumuz nereden geldiğini bilmeyiz.
Oysa bu tabirin gerçek bir hikâyesi var. Gerçek bir ülke, gerçek bir şirket ve gerçekten muz.
Otel odasından görülen manzara
1896'nın sonunda Honduras'ta, bir liman kasabasının otelinde, Amerika'da zimmetle aranan bir banka memuru saklanıyordu. Altı ay boyunca penceresinden aynı manzarayı izledi: rıhtıma yanaşan Amerikan vapurları, ülkenin içlerinden gelen muz yüklü trenler ve bütün bu trafiğin üstünde, adı hiçbir resmî belgede geçmeyen ama her şeye karar veren bir şirket.
Ülkesine dönünce gördüğünü iki kelimeye sığdırdı. William Sydney Porter — yazarlık adıyla O. Henry — 1901'de "muz cumhuriyeti" tabirini yazdı. Kastettiği şey bir milletin beceriksizliği değildi. Honduras'ın ve komşularının siyasetini yöneten Amerikan meyve şirketleriydi.
Bunların en büyüğünün adı United Fruit Company'dir. Bugün Chiquita adıyla marketlerde muz satıyor.
Düzeneğin mantığı sade olduğu kadar da zalimdi. Orta Amerika ülkelerinin limanı yoktu, demiryolu yoktu, sermayesi yoktu. Şirketler geldi ve gayet makul bir teklif yaptı: altyapıyı biz yapalım, karşılığında bize toprak verin.
Kâğıt üzerinde kalkınmaydı. Pratikte şuydu: bir ülkenin demiryoluna ve limanına sahip olan, bir süre sonra o ülkenin ihracatına sahip olur. İhracatına sahip olan hazinesine, hazinesine sahip olan hükûmetine sahip olur.
Kolombiya'da şirketin hükûmeti devirmesine gerek kalmadı. 1928'de Ciénaga'da grevdeki muz işçileri meydanda toplandığında, üzerlerine ateş açan Kolombiya ordusu oldu. Ölü sayısı bugün hâlâ tartışılır: resmî açıklamalar yüzlerce kişiden söz eder, tanıklıklar çok daha yüksek rakamlara işaret eder. O katliamın en iyi anlatımı bir tarih kitabında değil, bir romandadır.
Gabriel García Márquez (tüm Latin Amerika'da Gabo lakabıyla bilinen Nobel Edebiyat Ödüllü Kolombiyalı yazar), Aracataca'da doğdu — United Fruit'in Kolombiya'daki muz bölgesinde kurduğu kasabalardan biri. Yüzyıllık Yalnızlık isimli meşhur romanında, bu muz şirketini anlatmıştı. Elektrikli tellerle çevrili, ayrı bir dünya gibi yaşayan gringo mahallesini tarif ederken çocukluğunda gördüğü şirket yerleşkesini anlatır.
Ve romanın asıl dehşeti kurşunlarda değildir. Katliam olur, cesetler trenlere yüklenip denize dökülür, sonra olay resmen hiç yaşanmamış sayılır. Tek tanık José Arcadio Segundo anlattıkça deli yerine konur. Sömürünün yanına bir de hafıza cinayeti eklenir. Katliamı yapmak yetmez.........
