Çiftçinin maliyeti artıyor, vatandaşın sofrası küçülüyor
Türkiye'de enflasyon tartışmaları çoğunlukla market ve pazar fiyatları üzerinden yapılıyor. Oysa vatandaşın alışveriş sepetine yansıyan fiyatların arkasında, tarladan başlayan uzun bir maliyet zinciri bulunuyor.
TÜİK'in 19 Ekim'de açıkladığı Ağustos 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, bu zincirin üretici tarafında neler yaşandığını ortaya koyuyor.
Tarımsal girdi fiyatları yıllık 0,28 arttı. Enerji ve yağlayıcı maliyetlerindeki artış ise C,14'e ulaştı. Üstelik bu kalemde yalnızca bir aylık artış %9,58 oldu.
Bu rakamlar sadece çiftçinin giderlerini değil, milyonlarca insanın sofrasını ilgilendiriyor.
Çünkü tarlada artan maliyet, er ya da geç üretim miktarını, ürün fiyatını veya her ikisini birden etkileyebiliyor.
Çiftçi üretiyor ama ne kadar kazanıyor?
TÜİK'in aynı döneme ait bir başka verisi dikkat çekici.
Ağustos ayında tarımsal ürünlerin üretici fiyatları yıllık !,91 artarken, tarımsal girdi fiyatları 0,28 yükseldi.
Arada 8,37 puanlık bir fark bulunuyor.
Elbette bu iki endeksin kapsamı farklı. Dolayısıyla söz konusu fark, çiftçinin kârının aynı oranda azaldığı anlamına gelmiyor. Ancak üretim girdilerinin satış fiyatlarından daha hızlı pahalanması, üreticinin gelir-gider dengesi açısından önemli bir uyarı.
Bir çiftçi düşünelim.
Geçen yıl aldığı mazotu, tohumu ve gübreyi bu yıl daha pahalıya alıyor. Sulama, hasat ve nakliye giderleri yükseliyor.
Ancak ürününü satarken aynı oranda fiyat artışı elde edemiyor.
Böyle bir durumda çiftçi yalnız kazancını değil, gelecek yıl ne kadar üretim yapacağını da düşünmek zorunda kalıyor.
Gübre kullanımını azaltmak, yatırımını ertelemek veya bazı ürünleri ekmekten vazgeçmek kısa vadede bir tasarruf gibi görünebilir.
Fakat bu kararların toplam üretimi ve verimliliği azaltması, sonraki dönemlerde gıda arzını olumsuz etkileyebilir.
İşte tarımsal maliyet artışının asıl tehlikesi burada başlıyor.
Pazardaki Ayşe teyze, tarladaki Mehmet efendi
Ekonomik göstergelerin insan hayatındaki karşılığını anlamak için pazardaki alışverişe bakmak yeterli.
Ayşe Teyze'yi düşünelim.
Emekli maaşıyla evinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Pazara çıkmadan önce alacaklarını hesaplıyor. Fiyatları karşılaştırıyor, bütçesine göre bazı ürünlerden daha az alıyor.
Artık mesele yalnız domatesin veya biberin kaç lira olduğu değil. Aynı parayla eve ne kadar gıda götürülebildiği.
Pazarın diğer........
