Plastik Çıkmazı ve Türkiye'nin Sıfır Atık vizyonu: Rapor bize ne söylüyor?
Hayatımızın her safhasını sessizce kuşatan bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Aldığımız her besinin ambalajında, kullandığımız her mamulün dokusunda plastikler var. Hal böyleyken; kaynağında azaltım, yeniden kullanım ve atıkların doğaya karışmasını önleme politikaları, artık bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur. Tam da bu noktada, Sıfır Atık Vakfı tarafından yayınlanan ve Doç. Dr. M. Fevzi Esen’in editörlüğünü üstlendiği 62 sayfalık "Uluslararası Veriler ve Türkiye Göstergeleriyle Plastik Atık Raporu", hem küresel tablonun vahametini hem de ülkemizin bu alandaki konumunu son derece çarpıcı ulusal ve uluslararası verilerle önümüze koyuyor. Raporun küresel göstergeleri okuyanları ciddi bir yüzleşmeye davet ediyor. 2000-2019 dönemi arasında küresel plastik kullanımı 234 milyon tondan 460 milyon tona fırlarken, ortaya çıkan plastik atık miktarı da 156 milyon tondan 353 milyon tona ulaşmış durumda. İşin en acı tarafı ise, 2019 yılı verilerine göre bu devasa atık yığınının yalnızca yüzde 9’unun geri dönüştürülebilmiş olması. 2024 yılına geldiğimizde dünya plastik üretiminin 430,9 milyon tona ulaştığı ve her yıl 8 milyon tondan fazla plastiğin denizlerimize karıştığı görülüyor. Mevcut plastik atık yönetiminde yakma işleminin payı , düzenli depolama P iken, atıkların "’si halen kontrolsüz bir biçimde doğaya terk ediliyor. Çin'in en büyük paya sahip olduğu bu küresel kirlilik sarmalında; gıda, su ve hava yoluyla mikroplastiklere maruz kalmamız sağlığımızı tehdit etmekle kalmıyor; turizm, balıkçılık, kıyı ekonomileri ve ekosistemler üzerinde de taşınması güç maliyetler doğuruyor.
Peki, Türkiye bu devasa tablonun neresinde duruyor? Üst-orta gelirli ülkeler sınıfında yer alan ülkemizde, kişi başı plastik atık üretimi yıllık 48 kilogram, kişi başı plastik kirliliği ise 5,79 kilogram düzeyinde........
