Hacıosmanoğlu, Montella konuşuyor, Türkiye kaybediyor
Zaman zaman içime sinmeyen mevzuları yutkunmadan konuşan, eğip bükmeden yazarım.O yüzden en baştan söyleyeyim: Bu yazıyı, Ay-Yıldızlı formayı taşıyan genç çocuklara değil; o çocukların omuzlarına kaldırabileceklerinden daha büyük yük bindirenlere, başarısızlığın ardından öfkeyi yönetmek yerine mikrofonlara sarılanlara yazıyorum.
Türkiye, 24 yıl sonra büyük umutlarla gittiği Dünya Kupası’na, Avustralya ve Paraguay yenilgileriyle grup aşamasında veda etti. Üstelik bu sadece bir eleniş değil, aynı zamanda ağır bir savruluş oldu. Turnuva öncesi FIFA sıralamasında 22’nci sırada bulunan Türkiye, iki mağlubiyetin ardından 32’nciliğe geriledi.
Yani sahadaki başarısızlığın faturası, rakamlarla da önümüze kondu. Şimdi açıkça sormak gerekiyor: Bu başarısızlığın bir bedeli olacak mı? Bizde tuhaf bir alışkanlık var… Başarı gelince herkes vitrinde, manşette, ekranlarda. Ama başarısızlık gelince sorumluluk buharlaşıyor. Fatura ya oyuncuya kesiliyor ya da “genç kadro” en acısı da NASİP, KADER........
