Her Beden
Geçtiğimiz hafta Dünya Cinsel Sağlık Günü’nü kutladık. 4 Eylül Dünya Cinsel Sağlık Günü, cinselliği yalnızca enfeksiyonlar, riskler ya da korunma üzerinden konuşmak yerine; beden, sağlık, hak, özgürlük, haz ve adalet ekseninde yeniden düşünmek için önemli bir fırsat sunuyor. Bu yılın ‘Her Beden’ teması ise aslında oldukça güçlü ve kapsayıcı bir mesaj taşıyor: Cinsellik yalnızca belirli bedenlerin, belirli yaşların, belirli kimliklerin ya da belirli yaşam biçimlerinin değildir. Her beden değerlidir, her beden cinselliği deneyimleyebilir ve her beden saygı görmeyi hak eder.
Cinsel sağlık; yalnızca cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmak, gebelikten kaçınmak ya da herhangi bir cinsel işlev sorununun bulunması değildir. Cinsel sağlık, kişinin kendi bedeniyle kurduğu ilişkiden başlayarak ilişkilerine, içinde yaşadığı topluma, sağlık ve eğitim sistemlerine, hatta yasal ve politik düzenlemelere kadar uzanan geniş bir alanı kapsar. ‘Her Beden’ teması da tam olarak bu nedenle dört temel başlık üzerinden bize önemli bir çerçeve sunuyor.
Bedenlerimiz ve Kendimiz
Öncelikle bedenimiz bizimdir. Onu tanımak, keşfetmek, barışmak, ne istediğimizi ve ne istemediğimizi bilmek cinsel sağlığın en temel parçalarından biridir.
Cinsellik yaşamın yalnızca belirli bir dönemine ait değildir. Doğumdan çocukluğa, ergenlikten yetişkinliğe, gebelikten menopoz dönemine, hastalıktan yaşlılığa kadar yaşamın farklı evrelerinde bedenimiz değişir; buna bağlı olarak cinselliği deneyimleme biçimimiz de değişebilir. Dolayısıyla cinselliği tek bir ‘ideal beden’ veya tek bir ‘cinsel yaşam’ üzerinden değerlendirmek doğru değildir.
Bedenimiz yalnızca görünüşümüz değildir. Bedenimiz; haz, arzu, dokunma, yakınlık, merak, aidiyet ve kendini ifade etme alanımızdır. Kendi bedenimizi tanımak, sınırlarımızı fark etmek ve cinselliğimizle ilgili kararları kendimiz verebilmek bu nedenle önemlidir. Burada karşımıza çıkan önemli kavramlardan biri cinsel özerklik, yani cinsel ajanstır. Kişinin kendi cinselliğiyle ilgili kararları kendi isteği doğrultusunda verebilmesi; istemediği bir şeyi reddedebilmesi, istediğini ifade edebilmesi ve gerektiğinde fikir değiştirebilmesi anlamına gelir.
Üstelik bütün bedenler aynı değildir. Yaş, cinsiyet, engellilik, hastalık, gebelik, doğum, menopoz, tıbbi tedaviler veya yaşlanma bedenimizi ve cinselliğimizi değiştirebilir. Ancak değişen beden, cinsellik hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Belki de kendimize sormamız gereken ilk soru şudur: ‘Bedenimde gerçekten kendimi hissediyor muyum?’ Çünkü cinsel sağlığın başlangıç noktalarından biri, kendi bedenimizi utanılacak veya saklanacak bir nesne olarak değil, tanınması ve saygı duyulması gereken bir parçamız olarak görebilmektir.
İlişkideki Bedenlerimiz
Bedenimiz bize aittir, cinselliğimizi ilişkiler içerisinde de deneyimleriz. Partnerlerimiz, ailemiz, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, içinde bulunduğumuz topluluklar ve inanç sistemleri; bedenimizi ve cinselliğimizi nasıl algıladığımızı etkileyebilir.
Bazen bu ilişkiler bize destek,........
