Bıkkın, üzgün, şaşkın haller!
“Hade gelin Aya Napa’ya bir gidip gelelim.”
Londra’dan gelen bir akrabamız iki haftalık tatili biterken, bize bir gezi ikram etmek istedi.
Acapulco’da konakladığı için oradan yola çıktık. Oradan yola çıkarken Girne trafiğine girip Lefkoşa’ya gitmek, sonra da ya Kermiya ya da Pile üzerinden güneye geçmek çok mantıklı gelmedi.
Hemen dağyolu dediğimiz Değirmenlik yolu üzerinden Mağusa’ya varmak ve Derinya’dan geçip 20 dakika sonra Aya Napa’ya gitmek daha doğruydu sanki!..
Yola çıktık. Dağyolu üzerinde yol çalışması… Bir sağdan kazılan yollar, bir soldan… Bir yerde eski yolun üzerinden soldan sağa doğru geçilen yeni yol. Yeni yol yapılmaya çalışılırken neredeyse 30-35 yıldır sıcaktan kabaran asfaltın hâlâ arabayı sağa sola savurarak yoldan atmaya çalışan unutulmayan gailesi…
‘Unutulmayan’ diyorum çünkü ben o yolu kullanmayalı belki de 10 yılı geçmiştir. İşte anlattığım şekil bozukluğu yüzünden, freni patlayan kamyonun her an üzerinize çıkabilecek tehlikesi yüzünden, taş ocaklarının yolun içinde bıraktığı ve arabaların kayıp yoldan çıkmasına veya başka bir arabaya çarpmasına neden olabilecek tehlikeler yüzünden çoook uzun süredir kullanmadım yolu.
Ve tabii ki dağlarımızın taş ocakları yüzünden geldiği korkunç görüntüyü çok yakından görmemek için bir de. Ne yazık ki dün o korkuları bir kez daha yaşamak zorunda kaldım.
Yolu yapan ağır vasıtaların ve iş araçlarının plakalarına baktım. Türkiye plakası. Artık Ankara’dan........
