İdeal ile Siyasi İstismar Arasına Sıkışan Nesiller
Eğitim sistemleri, en temelde bir toplumun geleceğe bırakmak istediklerinin atölyesidir.
Sınıf kapısından içeri giren her çocuğa demokrasi, hukukun üstünlüğü, etik değerler, doğru bilgi, doğru haber alma gibi evrensel değerler ve bilimsel ilkeler öğretilir. Ancak çocuk, okulun kapısından dışarı adım attığı anda yaşadığı ülkedeki yönetim anlayışı derecesine göre bambaşka bir gerçeklikle çarpışır.
Öğrencinin; siyasi istismar, adam kayırma, haksız çıkar elde etme gibi yapısal yozlaşmalarla yüzleştiği o ilk an, modern eğitim felsefesinin en büyük trajedisidir. Bu çarpışma, sadece bireysel bir hayal kırıklığı değil, bir eğitim sistemimiz kırılma anıdır.
Pedagoji, çocuğa emeğin kutsallığını ve başarının çalışarak elde edileceğini öğretir. Fakat çürümüş bir anlayışla yönetilen toplumsal alana gözünü çevirdiğinde gördüğü manzara bambaşkadır: Liyakatin yerini “adam kayırmacılığı”, yeteneğin yerini “torpilin”, gerçeğin yerini ise siyasi manipülasyonun aldığı bir düzen..
Bu durum, genç zihinlerde derin bir bilişsel çelişki yaratır. Kitapların yazdığı dünya ile sokaktaki dünya arasındaki uçurum büyüdükçe, öğrenci şu tehlikeli açmazın ortasına........
