Aşırı Milliyetçi ve Anti-Komünist Yunan Ordusu ve 15 Temmuz 1974 Darbesi
Yunan Cuntasının yakın Kıbrıs tarihinin seyrini değiştiren 15 Temmuz Darbesi üzerine Yunanistan ve Kıbrıs’ta çok şeyler yazıldı. Fakat, genellikle sorumluluk “dışarıda” aranıyor ve dış faktöre yükleniyor. Yaygın biçimde NATO, CIA ve ABD’nin rolünden bahsediliyor ama bazı istisnalar dışında, iç dinamikler ele alınmıyor.
Oysa, adanın kaderini değiştiren 15 Temmuz Darbesini anlamak için, “içerideki” iki önemli faktörü göz önünde bulundurmak gerekiyor: Yunan milliyetçiliğinin İrredantizmini ve Yunan Ordusunun patolojik derecede anti-komünist olmasını... Kıbrıs özelinde bu iki faktör bir arada bulunuyordu.
Yunan Milliyetçiliğinin irredantizm Boyutu
1830 yılında kurulan modern Yunan devleti 1840’lı yılların ortasında Megali İdea doktrinini geliştirdi ve Yunanistan sınırları dışında yaşayan Yunan asıllı Ortodoks nüfusu devlete katmaya yöneldi. Bu süreçte bazen diplomasi, bazen de savaş araç olarak kullanıldı ve Yunanistan topraklarını genişletti. Fakat, 1922 yılında Türk-Yunan Savaşında Yunan Ordusunun yenilmesiyle Megali İdea doktrini rafa kaldırıldı. Ne var ki, Kıbrıs Rum toplumunun Yunanistan ile birleşme ısrarı her şeye rağmen devam etti. Hatta, uzun yıllar Yunan hükümetlerinin muhalefetine rağmen...
1950’li yıllara geldiğimizde hem Yunan hükümeti, hem de Yunan kamuoyu Kıbrıslı Rumların Enosis talebine büyük destek vermeye başladı. Böylece, rafa kaldırılan Megali İdea veya İrredantizm yeniden siyaset sahnesine geri döndü. Sadece siyaset sahnesine değil, savaş alanına da. Nitekim, EOKA, 1 Nisan 1955 yılında Enosis amacıyla İngilizlere karşı silahlı eyleme başladı.
Yunanlılar EOKA’ya destek vermek için sokaklara dökülüyor ve “Zito Enosis” diye haykırıyorlardı. Bu kampanyada sağcı ve solcu Yunanlılar birlikte yer alıyorlardı. Özellikle İngilizlerin genç EOKA militanlarını idam sehpasına göndermesi Yunanistan’ın her yerinde kitleleri harekete geçiriyordu, zaman zaman polisle çatışmalar yaşanıyordu ve bu çatışmalarda ölenler de oluyordu.
Bu arada, Kıbrıslı Türkler ve Türkiye Enosise şiddetle karşı çıkıyorlardı ve Taksim tezini savunuyorlardı. Bir yandan TMT silahlı eylemlere baş vururken, öte yandan kitleler sokaklarda “Ya Taksim ya Ölüm” diye haykırıyorlardı.
Türkiye’yi Kıbrıs Sorununa dahil eden kolonyalist İngilizler, Kıbrıs meselesinin kolonyalizm sorunu değil, “Türk-Yunan uyuşmazlığı” olduğunu iddia ediyordu ve adanın bölünebileceğini söylüyordu.
Adanın bölünmesinin somut bir tehdit olduğunu gören Başpiskopos Makarios sonunda ani bir manevra yaparak Kıbrıs’ta bağımsız bir devlet kurulmasına yeşil ışık........
